Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına hoş geldiniz! Gerçek hayatın içinden gerçek hikayeler, yaşanmış hikayeler, ilginç hikayeler, gizemli hikayeler, duygusal hikayeler, korku hikayeleri ve ibretlik hikayeler ile dolu bir dünyaya adım atın! Bu kanalda, yaşanmış olaylardan alınan dersler, sıra dışı hikayeler ve şok edici gerçekler sizi bekliyor. Başarı hikayeleri, hayatta kalma mücadeleleri ve motivasyon dolu anlar ilham verirken, trajik aşk hikayeleri ve dram dolu hayat öyküleri yüreğinize dokunacak.
Gerilim ve korku sevenler için paranormal hikayeler, cin hikayeleri ve esrarengiz olaylarla dolu tüyler ürperten anlar sizi bekliyor! Gizemli vakalar, doğaüstü olaylar ve akıl almaz gerçekler, bilinmeyene olan merakınızı körükleyecek.
Ayrıca, dedektif hikayeleri, alternatif tarih olayları, psikolojik gerilim hikayeleri ve gizemli dostluk öyküleriyle de sürükleyici bir maceraya hazır olun. Gerçek dünyada yaşanmış gizemli olaylar ve inanılması zor ama gerçek hikayeler her hafta bu kanalda!
Eğer bilim kurgu, fantastik hikayeler ve mitolojik olaylar ilginizi çekiyorsa, efsaneler ve mitolojik canavarlar ile dolu bir dünyaya kapı aralayabilirsiniz.
Bunların yanı sıra, eğlenceli anılar, komik hikayeler ve kültürel öyküler yüzünüzde bir tebessüm bırakacak. Macera ve kahramanlık hikayeleri, sürükleyici kaçış öyküleri ve aksiyon dolu olaylar ise heyecan arayanları bekliyor!
Şehir efsaneleri, tarihten ilginç olaylar, trajik geçmiş hikayeleri ve şok edici gerçeklerle zaman yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?
📌 Gerçek hikayelerin izini sürmek için kanala abone olun ve bildirimleri açın!
📩 İletişim & İş Birlikleri: [email protected]
🎥 Kullanılan Kaynaklar ve Atıflar:
Stock Görseller & Videolar:
Pexels - https://www.pexels.com/
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
kimse sıradan bir pekmez küpünün insan kaderini değiştirebileceğine inanmazdı
0:05
ama o yıl İzmir'in o sakin köyünde öyle şeyler oldu ki ne bağ bozumları bir daha
0:10
eskisi gibi oldu ne de o yaşlı çiftin sofralarına konan pekmez eski tadını
0:16
koruyabildi bazı şeyler yalnızca yaşanarak anlaşılır bazı sırlarsa
0:21
yalnızca bedel ödenerek köyün girişinde rüzgarla dans eden incir ağaçlarının
0:26
gölgesinde taş bir ev vardı bu evin önünde uzayıp giden bir üzüm bağı her
0:33
yıl sonbaharda morlaşan üzümlerle dolup taşardı o evde yaşayan yaşlı çift Osman
0:38
ve Zeliha'ydı çocukları olmamıştı herkes onlara Zeliha teyze ve Osman dede derdi
0:46
güleryüzlü çalışkan ve ağır başlı insanlardı ama Zeliha'nın hakkında
0:51
anlatılanlar onlar başkaydı köylüler Zeliha'nın ocaklı olduğunu söylerdi yani
0:57
doğuştan gelen açıklanamayan bir güce sahip dualarla otlarla yumurtayla suyla
1:03
bazen sadece bakışla insanları ve hayvanları iyileştirdiğini iddia ederlerdi ama o bunların hiçbirini
1:10
açıklamazdı sadece yapar sonra gerisine karışmazdı o yılın bağ bozumunu yeni
1:16
tamamlamışlardı osman sabah erkenden üzüm sepetlerini sırtlayıp harman yerine
1:21
taşımış zeliha ise üzüm suyunu çıkarıp büyük kazanlarda kaynatmıştı güneşin
1:27
altında saatlerce fokurdayan Pekmez en sonunda koyu bir kıvama ulaşmıştı satmak için büyük tenekelere
1:35
doldurmuş kendilerine ayırdıkları küçük toprak bir küpü de evin kiler köşesine
1:41
yerleştirmişlerdi işte hikaye de tam burada başlamıştı her gün sofraya bir
1:47
kepçe pekmez koyardı Zeliha hele sabah kahvaltılarında bazlama
1:53
ekmeğinin üzerine döktüğü pekmezle Osman'ın keyfine diyecek olmazdı ancak
1:58
günler haftalar aylar geçtikçe bir şey fark ettiler o küçük toprak küp hiç
2:03
eksilmiyordu osman dedi bir sabah sofrayı kurarken sen hiç düşündün mü bu
2:09
pekmez niye bitmiyor adam başını kaldırdı ne diyorsun kadın ne demek
2:14
bitmiyor bak iki ay oldu pekmezi açalı her gün kepçeyle koyuyorum ama küp hala
2:20
dolu osman kaşlarını çatıp kalktı sofradan kilere yöneldi karanlık köşede
2:26
duran küpün kapağını açtı gözlerine inanamadı pekmez ilk günkü kadar doluydu
2:33
ne köpük vardı yüzeyinde ne de bir eksilme belirtisi bu mümkün değil dedi
2:39
küpün içine eğilerek ya gözüm beni kandırıyor ya da sen gece gizli gizli dolduruyorsun bunu zeliha omuzlarını
2:47
silkti ben de başta öyle sandım ama hayır her sabah kepçeyi daldırıyorum ama
2:53
seviye aynı kalıyor sanki yenileniyor osman uzun süre küpün başında oturdu o
3:00
günden sonra sabahları kendisi koydu pekmezi sofraya her defasında bir kepçe
3:05
aldı her defasında küp aynı kaldı tıpkı bir mucize gibi haftalar böyle geçti
3:13
osman gece uykularında bile bu küpü düşünür oldu kimi zaman küpü rüyasında
3:18
konuşurken gördü kimi zaman da küpten akan pekmezin evin zeminine yayıldığını
3:24
taşlara hayat verdiğini delilikle mucize arasındaki o ince çizgide yürürken bir
3:30
gece Zeliha'ya sordu zeliha "Doğru söyle bu işte senin bir parmağın var mı?"
3:36
Kadın sessiz kaldı önce sonra gözlerini kaçırarak cevap verdi ben bu küpü
3:41
annemden aldım o da kendi annesinden nesilden nesile geçer ama içindekini ilk
3:46
kez bu kadar süre kullandım demek ki hala gücünü koruyormuş osman'ın kalbi
3:51
hızlı hızlı atmaya başladı bu ne demek kadın zeliha derin bir nefes aldı bu küp
3:58
bereket taşıyan bir varlığın emaneti ama ona soru sorulmamalıydı sadece
4:04
kullanılmalıydı ben kuralı bozdum osman sana anlattım ve şimdi bu küp bir daha
4:11
dolmayacak o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı küp sabah ertesi
4:17
boşalmaya başladı ilk kepçede yüzeyi azaldı ikinci gün yarıya indi bir hafta
4:23
içinde küp tamamen kurudu ne damla kaldı ne iz sanki içindeki tüm büyü Zeliha'nın
4:29
dudaklarından dökülen o itirafta eriyip gitmişti ama asıl sır henüz ortaya
4:35
çıkmamıştı toprak küp boşaldıktan sonra evin içi sessizliğe gömüldü ne sabah
4:41
kahvaltılarında Osman'ın eline sağlık Zeliha deyişi duyuldu ne de Zeliha'nın
4:47
sofraya pekmez kepçesiyle gelişi kilerdeki o köhne köşeye her uğradığında
4:52
Zeliha'nın gözleri aynı noktada takılı kalıyordu küp artık sıradan bir çömlek
4:58
gibiydi ne parıltısı kalmıştı ne gizemi osman bir sabah elinde boş kahve
5:03
fincanıyla pencerenin önüne oturdu dışarıda ince ince yağmur yağıyordu
5:08
bağdaki asmalar sararmış toprağın üzerine dökülmüştü sonbahar artık sert
5:14
yüzünü göstermeye başlamıştı bu küpü geri getirmek mümkün mü diye sordu sesi
5:20
kederliydi zeliha başını kaldırmadan konuştu küpleri değil kararları geri
5:26
getiremezsin Osman bu bizde saklı kalmalıydı sana anlattım onu konuştuk ve
5:33
böylece büyü bozuldu osman iç çekti ama neden yani sadece konuştuk diye mi hayır
5:42
dedi Zeliha gözleri uzaklara dalmış halde bu sadece söz değil niyet meselesi
5:49
bir sırrı paylaştığında onun yükünü iki kişi taşır ama bazı sırlar yalnız taşınmak zorundadır ben seninle bu yükü
5:57
paylaştım küp bunu kabul etmedi osman sessizce başını salladı giderek içine
6:02
kapanıyor karısının sessizliğinde boğuluyordu ancak Zeliha'nın geçmişi bugünüyle konuşmaya başlamıştı artık
6:10
geceleri rüyalarına ninesi giriyor karanlık bir odada elinde tütsülerle ona
6:15
eski dualar fısıldıyordu bir gece uykusundan sıçradı Zeliha ter içindeydi
6:20
osman baş ucunda ne oldu diye sorduğunda kadın gözlerini kısmış halde mırıldandı
6:27
yine geldi Nine yine geldi toprağı uyandırmalısın dedi osman ne diyeceğini
6:34
bilemedi ne demek o dediğinde Zeliha derin bir nefes aldı beni takip et ay
6:41
ışığı zayıf ama yeterliydi ikisi de evin arkasındaki küçük tepeye doğru yürüdü
6:46
burası eskiden Zeliha'nın nannesinin yaşadığı evin kalıntılarının bulunduğu yerdi evin sadece taş duvarları kalmıştı
6:54
ortasında ise siyah bir taş parçası duruyordu tıpkı bir mezar taşı gibi
7:00
zeliha cebinden küçük bir cam şişe çıkardı içinde koyu kıvamlı bir sıvı
7:05
vardı küpten son kalan bir damla bu küpten kalan son damla." dedi ninem bir
7:12
gün olacakları bildiği için bu damlayı saklamamı söyledi eğer küpün sırrı bozulursa toprağa dökülmeli osman
7:20
hayretle izliyordu o sıvıyı toprağa mı dökeceksin zeliha başını salladı toprağa
7:27
dönmeyen hiçbir sır huzur bulamaz ve sonra diz çöktü cam şişenin kapağını
7:34
açtı damlayı siyah taşın hemen önündeki toprağın üzerine döktü toprak o anda
7:41
sanki sıvıyı içine çekti o kadar hızlı emdi ki Osman bir an gözlerine inanamadı
7:47
ardından sessizlik oldu rüzgar bile durdu kuşlar susmuştu tam o anda taşın
7:53
altından gelen derin bir uğultu duyuldu toprak titredi hafif ama kesin zeliha
8:00
ürperdi başladı dedi ne başladı diye bağırdı Osman ama Zeliha yürümeye
8:05
başlamıştı bile artık geri dönüş yok ertesi gün köyde tuhaf şeyler olmaya
8:11
başladı ilk olarak köydeki üç hasta inek bir gecede ayağa kalktı ne tedavi ne
8:17
ilaç sadece sabaha sağlıklı olarak uyanmışlardı ardından köyün en yaşlı
8:23
kadını 3 aydır konuşmayan Hafize Naine bir sabah namazında seslice dua etmeye
8:28
başladı herkes şaşkındı sonra dağdan gelen su yolu kendi kendine yön değiştirdi zeliha'nın evinin altından
8:36
geçen küçük kuru dere yatağı yeniden su almaya başladı köylüler bu olayları
8:41
anlamlandıramadı ama Zeliha'nın sessizliğindeki huzursuzluk Osman'ın içini kemirmeye başlamıştı bir gece
8:49
sabaha karşı Zeliha mutfağa indi osman da onu izledi kadın fısıltılarla eski
8:55
dilden bir şeyler mırıldanıyordu önündeki eski bir bezin içine birkaç ot sarıyordu zeliha ne
9:02
yapıyorsun diye sordu Osman kadın bir an duraksadı sonra bezin ağzını bağladı ve
9:08
onu küçük bir çuvala koydu ben artık sadece kendimizi değil toprağın dengesini de korumak zorundayım." dedi
9:15
osman yutkundu bu artık o küpün meselesi değil değil mi zeliha başını salladı
9:22
hayır bu artık küpten çok daha büyük bir şeyin başlangıcı köy yıllar sonra ilk
9:28
kez bu kadar sessizdi gün doğmuştu ama kuşlar ötmüyordu köy meydanındaki
9:33
kahvehanenin önündeki yaşlı meşe ağacı sanki sabaha uyanmak istemiyordu yaprakları donuk dalları
9:40
hareketsizdi bu sabah köy halkı birbirine tuhaf bakışlarla selam verir olmuştu herkes bir şeyler hissediyor ama
9:48
kimse adını koyamıyordu zeliha sabah ezanı sonrası evin arkasındaki tepeye bir kez daha
9:55
çıktı elinde eski bir defter vardı ciltli yıpranmış sayfaları sararmıştı
10:02
ninesi hayattayken bu deftere asla dokunmasına izin vermezdi zamanı gelince
10:07
derdi hep zamanı şimdi gelmişti sayfaları çevirdikçe gözleri karardı her
10:13
satır her çizim her işaret onun içindeki uykuda bekleyen gücü uyandırıyordu bazı
10:19
semboller gözünün önünde kıpırdan gibi oldu bu sıradan bir bilgi değildi bu bir
10:24
çağrıydı topraktan atalarından kadim bir yerden yükselen bir çağrı ocaklılık
10:31
sadece iyileştirmek değilmiş." dedi kendi kendine "bazen dengeyi korumak
10:36
için yok etmek gerekirmiş." Aynı gün köyün dışındaki ormanda garip bir olay yaşandı
10:43
koyunlarını otlatan Halim akşamüstü elinde kanlı bir bıçakla köye döndü
10:48
gözleri bomboştu konuşmuyordu koyunlar ise yoktu muhtar hemen haber aldı ne
10:54
oldu Halim kurt mu saldırdı?" dedi halim başını sağa sola salladı sonra
11:00
dudaklarından sadece üç kelime döküldü gözleri yoktu onların kimse anlamadı
11:06
halim ertesi sabah bayırda ağaca asılmış halde bulundu ne ip vardı ne ayak izi
11:12
yere sadece çamur içinde bir sembol çizilmişti sembol Zeliha'nın defterindeki sayfalardan birinde vardı
11:20
zeliha defteri eline alıp tekrar baktı o sembolün anlamı uyuyanı uyandırma içini
11:27
bir ürperti kapladı bu artık sadece bir köy meselesi değildi uyandırılan sadece
11:33
onun gücü değil kadim bir varlıktı o akşam Osman Zeliha'nın önüne oturup uzun
11:39
zamandır biriktirdiği soruyu sordu senin bu ocaklılık denen şeyin sınırı yok mu
11:45
Zeliha yani ne zaman duracak bu nereye varacak zeliha gözlerini yavaşça ona
11:52
kaldırdı ben küçükken annem beni terk edip giderken ninem bana dedi ki "Sen
11:59
sadece bir kadın olmayacaksın bir kökü taşıyacaksın bu kökün ucu toprağa dibi
12:04
karanlığa dayanır o zamanlar anlamamıştım şimdi anlıyorum ben neye
12:10
evet dediğimi çok önceden kabul etmişim yani sen bu işin dönüşü olmadığını mı
12:16
söylüyorsun?" dedi Osman endişeyle zeliha hafifçe başını salladı dönüşü
12:23
olmayan şey benim değil uyandırdıklarımızın dönüşü yok o gece
12:28
Zeliha'nın evine yaşlı bir adam geldi ellerinde baston sırtında yamalı bir
12:34
ceket ayakları çıplaktı kimse onun köyden olduğunu hatırlamıyordu gözleri
12:39
bembeyazdı ama yürüyordu görüyormuş gibi osman kapıyı açtığında adam tek kelime
12:45
etti ocaklı ev burası mı zeliha içeriden çıkıp adamla göz göze geldi içinden bir
12:52
ürperme geçti o gözler rüyalarında gördüğü gözlerdi "evet" dedi Zeliha ocaklı
13:00
burası adam sessizce yere oturdu ben bekçi kulundan geldim geçitte çatlak
13:08
oluştu sen mühürlemelisin zeliha'nın kalbi sıkıştı osman ne geçidi ne çatlağı
13:14
anlamadı ama Zeliha her şeyi anlamıştı defterdeki son sayfa boştu ama şimdi o
13:20
boş sayfaya bir şeyler yazılmalıydı çünkü geçit insanların gözle göremeyeceği bir yerdi ve bir zamanlar
13:27
orada bir varlık mühürlenmişti yüzyıllar önce Zeliha'nın soyundan gelen bir başka
13:33
kadın tarafından ve şimdi o mühür çözülüyordu ertesi sabah Zeliha Osman'ı
13:39
evde bırakıp eski taş değirmenin yanındaki mağaraya gitti yanında defter
13:44
üç ayrı ot ve ninesinden kalan bir toprak mühür taşı vardı mağaranın girişi
13:49
yosun kaplıydı içeriden gelen nemli hava ona yıllar öncesini hatırlattı ninesiyle
13:56
burada yaptığı bir ritüeli o zaman ninesi demişti ki "Bir gün buraya yalnız
14:01
gireceksin içeride sadece karanlık olacak eğer karanlığı kabul edersen ışık
14:07
seninle gelir etmezsen geri dönüşün olmaz." Zeliha içeri girdi her adımda kalbi daha
14:16
hızlı atıyordu mağaranın ortasında eski bir kuyu vardı kuyunun etrafına otlarla
14:22
bir çember çizdi defteri açtı ve gözlerini kapatarak yüksek sesle bir dua
14:27
okumaya başladı o anda mağaranın içi titredi tavandan küçük taş parçaları
14:32
döküldü kuyu içinden bir uğultu yükseldi ve sonra bir ses
14:40
zeliha kadın gözlerini açtı kuyunun içinden gelen ses ninesine aitti ama
14:46
ninesi öleli yıllar olmuştu zeliha geçit açılıyor geç kalan her gün onlar biraz
14:52
daha yaklaşır zeliha ellerindeki mühür taşını kuyunun içine attı taş düşerken
14:58
çıkardığı ses uzun süre yankılandı sonra sessizlik oldu derin bir sessizlik ama
15:05
mağaradan çıkarken arkasındaki duvarda yeni bir sembol belirmişti sanki o an taşın içine
15:11
kazınmıştı sembol defterin boş son sayfasında belirenle aynıydı o sabah
15:18
Zeliha mağaradan döndüğünde Osman onu kapıda bekliyordu gözleri sabahlardan
15:23
beri uykusuzdu sakalı çıkmış elleri kir içinde kalmıştı
15:28
o gece ne bir şey yemişti ne de gözünü kırpmıştı zeliha içeri girdiği an sesi
15:34
çatallaştı ne oluyor bize Zeliha şu olanlara ne ad vereceğiz biz zeliha
15:40
sessizce üzerine örttüğü atkısını çıkardı yüzüne bir ifade yerleşmişti
15:45
kabulleniş ama aynı zamanda korku dönülmeyecek yere geldik Osman dedi
15:51
geçidi mühürledim ama sadece yüzeyini derinlikte bir şey daha var harekete
15:58
geçmiş osman başını iki eli arasına aldı ben ben bu kadarına hazır değildim ben
16:04
toprağı ekip biçerdim pekmezle doyardım senin o küpten her sabah kepçeyle
16:10
aldığın pekmezi bile artık sevinçle değil korkuyla izliyorum zeliha gözlerini ona çevirdi korkma Osman o
16:18
pekmez hala bizim ama kaynağı artık uyanmış olabilir köyde o gün ikinci bir
16:24
tuhaflık daha oldu cami imamı Mehmet Efendi sabah namazından sonra kayboldu
16:30
ayakkabıları cami girişindeydi ama kendisi yoktu ne evinde ne kahvede ne
16:36
dağda onu en son gören yaşlı kadınlardan biri yüzü çok soluktu birini görmüş
16:42
gibiydi ama anlatmıyordu demişti muhtar köyün ileri gelenlerini topladı durumun
16:49
normal olmadığını artık herkes kabul ediyordu osman da oradaydı konuşmaların sonunda birisi "Şu Zeliha hanımın
16:56
bileceği bir iştir bu kadın ocaklı değil mi?" deyince ortam sessizleşti osman
17:01
ayağa kalktı başını öne eğdi zeliha iyi insandır bugüne kadar kimseyi zarara
17:07
uğratmadı hastaları iyileştirdi hayvanları tedavi etti ama doğru o
17:13
sıradan biri değil şimdi bazı şeyleri onunla konuşmamız gerekiyor zeliha o
17:18
sırada evin arkasındaki incir ağacının dibine oturmuştu elinde defter gözleri
17:23
ufukta sayfaları tekrar karıştırdı boş olan sayfa sabah olduğunda dolmuştu
17:29
üzerinde şu yazıyordu ateşi çağıran külleri de uyandırır tam o anda
17:35
uzaklardan köyün eski değirmeninin olduğu tepeye dumanlar yükseldi osman
17:40
kalabalıkla birlikte o yöne koştu değirmen yanıyordu ama rüzgar yoktu ısı
17:47
yoktu yangın vardı ama alev yoktu sadece bir kara duman sessizce değirmeni içine
17:53
çekiyordu muhtar şaşkınlıkla bağırdı su getirin koşun ama ne su fayda etti ne
18:00
kürek değirmen yandı küle döndü yalnızca temeli kaldı temelin ortasında yere
18:07
kazınmış bir daire vardı ve dairenin ortasında Mehmet Efendi'in takkesi
18:13
zeliha oraya vardığında herkes susmuştu kadın küllerin yanına diz çöktü eliyle
18:18
külleri araladı altında bir taş çıktı o taşta tanıdık bir motif vardı defterdeki
18:24
sembollerin en eskisi ateşin gözü zeliha'nın sesi titredi bu bu mühür daha
18:31
önce de kırılmış muhtar yaklaştı ne diyorsun sen Zeliha Hanım kadın
18:36
gözlerini ona kaldırdı benim soyumdan biri yüzyıllar önce bu köyde ateşi hapsetmiş değirmenin temeline mühürlemiş
18:44
ama şimdi o mühür kırıldı ve bir ruh serbest kaldı köylülerden bir kadın
18:50
bağırdı senin yüzünden mi oldu bunlar zeliha başını önüne eğdi benim niyetim
18:58
iyileştirmekti ama her iyileştirme eski bir yarayı kanatmış olabilir o gece
19:03
Osman evde konuşmadı yatmadı zeliha'ya bir tek soru sordu pekmez küp neden
19:10
artık dolmuyor zeliha duraksadı o pekmez yalnızca denge sağlandığında yenilenirdi
19:16
her sabah içinden bir kepçe alırdım ama ben sana gerçeği söylediğim gün artık
19:22
bana ait olmadı sır ifşa edilince gizem gücünü yitirir osman uzun süre sessiz
19:29
kaldı sonra dedi ki "Demek o pekmez sadece yemek değilmiş bir tür
19:35
teraziydi." Ziha başını salladı aynen öyle o küp dengenin simgesiydi şimdi boş
19:42
çünkü terazinin kefesi kırıldı o gecenin ilerleyen saatlerinde Osman uyandı
19:48
bahçeye bir ses gelmişti kapıyı açtı ama kimse yoktu ay ışığı tüm bahçeyi
19:55
aydınlatıyordu fakat o anda göz ucuyla küpün yanına baktı küp doluydu içinde
20:00
tekrar pekmez vardı fakat rengi koyu mordan neredeyse siyaha dönmüştü ve
20:06
yanında bir not bırakılmıştı yağlı kağıda yazılmıştı üzerinde sadece üç
20:11
kelime yenilenme başlamıştır osman notu Zeliha'ya
20:17
gösterdiğinde kadının yüzü bembeyaz kesildi bu yazı ninemin yazısı aynı anda
20:24
köyde bir bebek dünyaya geldi annesi normal doğum yapmıştı ama bebek doğar
20:31
doğmaz konuştu ağlamadı geldim dedi sadece bir kelime geldim küpün başında
20:38
sabaha kadar oturdular zeliha ve Osman hiç konuşmadılar içindeki koyu neredeyse
20:45
zift gibi kararmış pekmez öylece duruyordu fakat küpün çevresi nemlenmişti toprak çatlamış ayak ucuna
20:52
kadar küçük kökler uzanmıştı sanki zeliha sabaha karşı konuştu bu artık
20:59
şifa değil bu başka bir şey küp bana değil ondan öncekine ait artık osman
21:06
gözlerini kısmıştı kimden bahsediyorsun kadının sesi titrekti neneme incil
21:13
bacıya yıllar önce daha Zeliha çocukken ninesi İncilabacı bu küpü evin en
21:19
dibindeki odada saklardı kimse ona dokunamaz yaklaştırmazdı küçük Zeliha bir
21:25
defasında gece gizlice odaya girmişti küp yerinde değildi yalnızca toprağın
21:31
üstünde bir daire vardı ertesi sabah Küp tekrar oradaydı ama o geceden sonra
21:37
Zeliha'nın elleriyle temas ettiği tüm hayvanlar iyileşmeye başlamıştı ninem
21:42
küpü sadece bir eşya sanmazdı." dedi zeliha ona isimle hitap ederdi ver da
21:48
derdi bu bir varlıktı Osman şifa dağıtan ama karşılığını isteyen bir varlık her
21:55
seferinde kendinden verir gibi görünür ama sonunda fazlasını alırmış osman
22:00
öfkeyle doğruldu o zaman sen de sen de bugüne kadar iyileştirdiğin herkesin
22:06
karşılığını mı verdin ona zeliha gözyaşlarıyla başını salladı bilmiyordum
22:12
iyileştir dedikçe iyileştirdim ama her kepçede her şifada küp biraz daha karanlıkla doldu ve şimdi doldu taştı
22:21
köyde sabah doğan konuşan bebek hala susturulamamıştı kadınlar şaşkındı bebek
22:26
her saat başı hep aynı cümleyi tekrar ediyordu verda geri döndü muhtar imamı
22:33
aramayı çoktan bırakmıştı değirmenin yerinde ise bu sefer siyah renkli sarmaşıklar çıkmıştı üç köylünün keçisi
22:40
geceden sabaha ölü bulunmuş göz bebekleri bembeyaz olmuştu zeliha'nın evinin önünde ise her gece küp kendini
22:48
yeniden dolduruyordu ama artık içerisi şifa değil belki de zehirdi bir
22:54
akşamüstü Zeliha tekrar mağaraya gitmeye karar verdi osman engel olmaya çalıştı
22:59
ama kadın kararını vermişti oraya gitmek zorundayım nenemin yaktığı defteri orada
23:05
bırakmadım asıl defter mağaradaki taşın altındaydı ben sadece kopyasını almıştım
23:11
köylüler Zeliha'nın yola çıktığını görünce peşine takıldılar aralarında korkanlar da vardı dua edenler de ama
23:19
hepsi mağaranın önünde durdu kimse girmeye cesaret edemedi yalnızca Osman
23:25
Zeliha'nın arkasından mağaraya girdi taşın altındaki defteri buldular cilt
23:31
eskimişti yazılar solmuştu ama hala okunuyordu en son sayfada şu yazıyordu
23:37
küp sonsuz değildir şifa verdiği kadar alır ver da doyduğunda uyanır doymazsa
23:44
küp çatlar ama eğer bir ev sahibi sırrı ifşa ederse lanet onun değil köyün olur
23:52
zeliha defteri okurken mağaranın içinden bir uğultu duyuldu duvarlar çatladı
23:58
tavanlardan siyah tozlar dökülmeye başladı osman Zeliha'yı kolundan çekti
24:04
çıkmamız lazım burası çöküyor koşarak dışarı çıktılar arkalarından mağara taş
24:10
yığınlarına gömüldü toz dumanı dağılırken mağaranın kapısında bir gölge belirdi insan değil ama bir şeye
24:17
benziyordu zeliha yavaşça geri döndü gölgeye baktı o sensin değil mi diye
24:24
fısıldadı verda sen artık sadece küpte değilsin gölge yaklaşmadı ama yerinde
24:32
sabit durarak bir şey fısıldadı küpe değil kalbe doğdum o gece Zeliha
24:39
rüyasında ninesini gördü incil bacı evin arkasındaki incir ağacının altında
24:46
oturuyordu aynı gençlik haliyle kızım dedi kadın sen iyi bir kalple başladın
24:53
ama sırrı erken açtın şifa herkesin harcı değil şimdi laneti taşımalısın
24:59
zeliha ağlayarak diz çöktü köyü kurtarmak istiyorum nine küpü geri kapamak mümkün mü incil bacı başını
25:07
salladı evet ama tek bir yolla pekmezi son kez kullanmalısın kalbindeki en
25:14
büyük acıyı vererek sabah olduğunda Zeliha Küpü tekrar aldı osman'a döndü
25:19
hazır ol bugün bir son olacak osman ne olacağını anlayamamıştı ama gözlerindeki
25:25
kararlılık sonun yakın olduğunu söylüyordu zeliha küpü köy meydanına
25:30
taşıdı herkes toplanmıştı küpün kapağını açtı içinde koyu siyah pekmez kıpır
25:36
kıpırdı sanki canlı gibiydi bugün size son kez şifa vereceğim." dedi ama
25:42
karşılığında kendi canımdan vereceğim osman bağırdı "hayır Zeliha bunu yapma."
25:48
Zeliha gülümsedi "bunu sadece ben yapabilirim." Ve kepçeyle siyah pekmezi kendi kalbine döktü zeliha yere yığıldı
25:56
ama tam o anda küp çatladı içinden siyah bir duman yükseldi güneşi kapattı fakat
26:02
birkaç saniye sonra duman dağılmaya başladı güneş yeniden göründü ve küp
26:08
içinden fışkıran bembeyaz ışıkla birlikte tuzla buz oldu zeyliha yerde
26:13
yatıyordu gözleri kapalıydı ama yüzünde bir huzur vardı osman yanına koştu
26:19
kadının elini tuttu zeliha son kez fısıldadı verda doydu o günden sonra küp
26:27
bir daha bulunmadı köydeki tuhaflıklar sona erdi bebek artık normal bir bebek
26:32
gibi ağlıyordu keçiler tekrar süt vermeye başladı değirmenin olduğu yerde
26:38
ise sadece yeşil otlar çıktı ne sarmaşık kaldı ne de semboller ama her bahar
26:45
Zeliha'nın mezarına giden yolun kenarında bir incir fidanı büyüyordu ve fidanın altında küçük çatlak bir taş
26:51
vardı üzerinde tek kelime yazılıydı verda osman Zeliha'nın ölümünün ardından
26:58
geçen yıllarda kendini zamandan soyutlamış gibiydi bağ bozumları artık onun için bir anlam taşımıyordu pekmez
27:05
kazanları boş kalmış evin önündeki asmada üzüm salkımları sararıp kuruyana
27:10
dek kimsenin eli değmemişti zeliha'nın yokluğuyla birlikte evdeki sesler de kaybolmuştu oysa kadın yaşarken duvarlar
27:17
bile onunla konuşur gibiydi şimdi ise yalnızca rüzgar çatının köşesindeki
27:22
oluklarda inliyor eski zamanlardan kalma hatıraları usulca fısıldıyordu bir sonbahar günü
27:30
Osmanev'in arkasındaki küçük ambarı temizlerken Zeliha'nın eski defterlerinden birini buldu sayfaları
27:37
sararmış kenarları yanık izleriyle çevriliydi el yazısı hala canlıydı
27:42
zeliha'nın son zamanlarında yazdığı belli olan notlarda küpten bahsediliyordu fakat bu kez onun için
27:50
bir nimet değil bir yüktür diyordu cümlelerin arasında Zeliha'nın bir korkuya kapıldığı belliydi pekmez
27:57
azalmıyor çünkü bir bedeli var her tatlı kaşık bir gölgenin izini bırakıyor bu
28:03
evin duvarlarında osman yazılanları anlamlandırmakta zorlandı fakat çok
28:09
geçmeden köyde yabancı bir adamın dolaştığı haberi yayıldı siyah giyimli çehresi solgun gözlerinde eski
28:16
defterleri taramış birinin bakışı vardı kimse onun nereden geldiğini bilmiyordu
28:21
sadece köyün yukarısındaki eski bağ yolunda sık sık göründüğü söyleniyordu
28:27
bir sabah Osman kapının eşiğine oturmuş güneşi seyrederken o yabancı adam evi
28:32
ziyaret etti sessizce selam verdi gözleriyle evi inceledi sanki bir şeyin
28:37
kokusunu almış gibiydi sonra tek kelime etmeden arka bahçeye yöneldi osman
28:43
peşinden gitmedi artık olayların kendi yolunu bulması gerektiğini hissediyordu yabancı evin arkasındaki eski incir
28:50
ağacının dibinde eğildi toprağı eşeledi ve toprak altından rengi koyulaşmış o
28:57
küçük toprak küpü çıkardı küp hala sağlamdı üzerindeki çatlaklara rağmen
29:03
içinden pekmez kokusu geliyordu fakat o koku artık tatlı değil buruk ve karanlık
29:10
bir şey taşıyordu adam küpü alıp eve girmedi onunla birlikte bağların
29:15
içlerine eski taş yolun ardındaki terk edilmiş kulübeye yürüdü günlerce orada
29:21
kaldı her gece ışıklar yanıyor eski kitaplar yakılıyor içeriden dualar
29:27
haykırışlar kimi zaman da kahkahaya benzeyen tuhaf sesler yükseliyordu köylüler önce merak etti
29:34
sonra korktu osman ise sadece bekledi bir sabah kulübeden çıkan duman kesildi
29:42
o gün adam bir daha görünmedi kulübe bomboştu içeride yalnızca küp vardı ama
29:48
bu kez küp ağzına kadar dolu değildi içinde sadece birkaç damla koyu siyah
29:54
pekmez kalmıştı osman o gece defteri yeniden açtı zeliha'nın son cümlesi
29:59
sayfanın en altına karalanmıştı küp doldukça biz eksildik onu toprak büyüttü toprağa dönmeli
30:07
ertesi gün Osman küpü aldı sabahın ilk ışıklarıyla dağın yamacındaki eski
30:12
mezarlığa yürüdü zeliha'nın mezarının başında biraz bekledi sonra küpü dikkatlice toprağın altına
30:19
yerleştirdi ellerini küreğe sardı küpü usulca gömdü her kürek darbesiyle
30:25
hafiflediğini hissetti son bir kürek toprağı attıktan sonra diz çöktü ve
30:31
gözlerini kapattı güneş doğarken toprağın üstünden incecik bir buğu yükseldi ne koku kaldı geriye ne tat
30:39
sadece sessizlik ama bu sefer sessizlik huzurla örtülüydü
#People & Society

