Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına hoş geldiniz! Gerçek hayatın içinden gerçek hikayeler, yaşanmış hikayeler, ilginç hikayeler, gizemli hikayeler, duygusal hikayeler, korku hikayeleri ve ibretlik hikayeler ile dolu bir dünyaya adım atın! Bu kanalda, yaşanmış olaylardan alınan dersler, sıra dışı hikayeler ve şok edici gerçekler sizi bekliyor. Başarı hikayeleri, hayatta kalma mücadeleleri ve motivasyon dolu anlar ilham verirken, trajik aşk hikayeleri ve dram dolu hayat öyküleri yüreğinize dokunacak.
Gerilim ve korku sevenler için paranormal hikayeler, cin hikayeleri ve esrarengiz olaylarla dolu tüyler ürperten anlar sizi bekliyor! Gizemli vakalar, doğaüstü olaylar ve akıl almaz gerçekler, bilinmeyene olan merakınızı körükleyecek.
Ayrıca, dedektif hikayeleri, alternatif tarih olayları, psikolojik gerilim hikayeleri ve gizemli dostluk öyküleriyle de sürükleyici bir maceraya hazır olun. Gerçek dünyada yaşanmış gizemli olaylar ve inanılması zor ama gerçek hikayeler her hafta bu kanalda!
Eğer bilim kurgu, fantastik hikayeler ve mitolojik olaylar ilginizi çekiyorsa, efsaneler ve mitolojik canavarlar ile dolu bir dünyaya kapı aralayabilirsiniz.
Bunların yanı sıra, eğlenceli anılar, komik hikayeler ve kültürel öyküler yüzünüzde bir tebessüm bırakacak. Macera ve kahramanlık hikayeleri, sürükleyici kaçış öyküleri ve aksiyon dolu olaylar ise heyecan arayanları bekliyor!
Şehir efsaneleri, tarihten ilginç olaylar, trajik geçmiş hikayeleri ve şok edici gerçeklerle zaman yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?
📌 Gerçek hikayelerin izini sürmek için kanala abone olun ve bildirimleri açın!
📩 İletişim & İş Birlikleri: [email protected]
🎥 Kullanılan Kaynaklar ve Atıflar:
Stock Görseller & Videolar:
Pexels - https://www.pexels.com/
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
soğuk bir kış sabahı güneş henüz
0:02
dağların arkasından kendini
0:04
göstermemişken yaşlı ormancı Yusuf
0:06
karısına dönerek "Bugün ormanın kuzey
0:09
yamaçlarına gideceğim belki bir tavşan
0:12
rastlar." dedi karısı Meryem her zamanki
0:16
gibi endişeyle gözlerini kaçırarak
0:18
"Ormanın o tarafı tekin değildir Yusuf
0:21
geyik bile oraya uğramaz başka bir yere
0:23
gitsen olmaz mı?" dedi yusuf gülümsedi
0:27
karısının korkularını yersiz buluyordu
0:30
30 yılı aşkındır bu ormanda avlanıyordu
0:32
ve bu topraklar artık onun gibiydi yaşlı
0:36
ama hala dirençli "beni merak etme gün
0:39
batmadan dönerim." dedi sırtına
0:42
yıpranmış tüfeğini astı kürk şapkasını
0:45
başına geçirdi ve evden çıktı
0:47
ayaklarının altındaki kar gıcırdarken
0:50
ormanın içinden yükselen sabah sisi
0:53
sanki Yusuf'un ayak bileklerine
0:55
dolanıyordu o gün ormanda garip bir
0:57
sessizlik hakimdi ne bir kuş ötüyor ne
1:00
de rüzgar dalları kımıldatıyordu
1:03
yusuf'un içini bir ürperti kapladı ama
1:05
aldırmadı sessizlik av için iyiydi
1:09
saatlerce yürüdü iz sürdü pusuda bekledi
1:13
fakat ne bir kuş ne de bir tavşan
1:16
görebildi gökyüzü artık koyu griye
1:18
dönmeye başlamıştı yusuf eli boş
1:21
dönmenin hüznüyle dönüş yolunu
1:23
hesaplıyordu ki birden çalılıklar
1:25
kıpırdadı yusuf hemen tüfeğini kaldırdı
1:28
ve o an çalılıkların arasından bembeyaz
1:32
iri bir tavşan sıçrayarak fırladı
1:35
gözleri koyu kırmızıydı tüyleri
1:37
neredeyse parlıyordu tavşan Yusuf'un
1:40
birkaç adım ötesinde durmuş onu
1:42
süzüyordu yusuf şaşırmıştı bu kadar
1:45
büyük bir tavşanı hayatında ilk kez
1:48
görüyordu hemen nişan aldı ve ateş etti
1:51
pat ama silahın sesiyle aynı anda
1:54
Yusuf'un yüzüne adeta bir tokat indi
1:57
öyle sertti ki dizlerinin bağı çözüldü
1:59
karın içine yığıldı sol tarafı uyuşmuştu
2:02
gözleri karardı tüfek yere düştü bir
2:05
süre hareketsiz yattıktan sonra kendine
2:08
gelmeye başladı herhalde barut geri
2:10
tepmiştir diye mırıldandı tüfeği kontrol
2:14
etti ama hiçbir arıza yoktu tetiği
2:17
sıkıca bastığını hatırlıyordu ama bu
2:20
acının silahla bir ilgisi yok gibiydi
2:23
tavşan ise yoktu ne kan ne iz hiçbir şey
2:27
yoktu yusuf yavaşça toparlanıp eve döndü
2:32
içeri girdiğinde Meryem feryat etti
2:34
yüzün Allah'ım yüzün ne hale gelmiş
2:37
yusuf aynaya koştu gördüğü manzara
2:40
nefesini kesti yüzünün sol tarafı aşağı
2:43
sarkmıştı dudak kıpırdamıyor gözü
2:45
kapanmıyordu felç olmuştu olamaz dedi
2:49
Yusuf fısıltıyla o gece Yusuf uzun uzun
2:52
düşündü belki de silah arızalanmıştı
2:55
belki de yorgundu ayağı kaymıştı ama ne
2:58
kadar düşünse de o tokat sesine benzer
3:00
vuruşun nedenini bulamıyordu ve o gece
3:03
Yusuf yatağında dönüp dururken evin
3:06
penceresinin önünde beyaz bir siluet
3:08
belirdi tavşan aynı tavşan yavaşça
3:12
pencereye yaklaştı kırmızı gözleriyle
3:15
Yusuf'a baktı ertesi gün üç tavşan geldi
3:19
sonraki gece yedi her gece çoğaldılar
3:22
hiç ses çıkarmıyorlar sadece eve
3:25
bakıyorlardı yusuf'un kabusu başlamıştı
3:28
yusuf o geceyi neredeyse hiç uyuyamadan
3:31
geçirdi her başını yastığa koyduğunda
3:34
camın önündeki o gözleri hatırlıyor
3:37
içini kaplayan ürperti ile ter içinde
3:40
uyanıyordu meryem ise sabaha kadar dua
3:42
etti elindeki tesbihi sımsıkı tutarak
3:47
sabah olduğunda Yusuf gözaltları çökmüş
3:49
yüzü daha da düşmüş halde evin kapısını
3:52
açtı kapının önünde ayak izleri vardı
3:55
minicik ama belirgin karın üzerinde
3:57
onlarca tavşan patisi tavşanlar yine
4:01
gelmişler dedi Meryem kapının arkasından
4:04
titreyen sesiyle yusuf bir şey demedi
4:08
sadece boş boş izlere baktı içindeki
4:11
mantık ve inanç birbirine girmişti
4:13
yaşadığı her şey aklıyla alay ediyordu
4:16
bu hayvanlar birer tehdit gibi değil
4:19
birer gözcü gibi
4:20
oradaydılar bekliyorlardı
4:23
sabırla
4:25
sessizlikle o günden sonra Yusuf ne
4:28
tüfeğine el sürdü ne de ormanın yolunu
4:31
tuttu odun kesmek için Meryem ile
4:33
birlikte giderken bile en kısa yoldan
4:35
gidiyor göz ucuyla her ağacı her
4:38
çalılığı
4:39
süzüyordu fakat orman artık tanıdık
4:42
değildi ağaçların gövdeleri daha kalın
4:45
dalları daha eğri büyrü olmuş gibiydi
4:48
rüzgar bile değişmişti uğultusu
4:51
fısıltıya benziyordu bir sabah odun
4:53
toplamaktan dönerken Meryem çalılıkların
4:56
arasında bir şey fark etti "yusu şuna
4:59
bak!" Yusuf yaklaştı karın ortasında
5:03
küçük bir taş höyüğü vardı sanki biri
5:06
minicik bir mezar yapmıştı üzerinde bir
5:09
dal parçası çarpı şeklinde
5:11
yerleştirilmişti yanında ise kurumuş bir
5:14
tavşan ayağı yusuf'un içi bu gibi oldu
5:17
elini geri çekti biri bizimle uğraşıyor
5:20
Meryem bu normal değil dedi Yusuf ama
5:24
kim kim yapar bunu dedi Meryem gözleri
5:28
dolarak yusuf yıllardır aklına bile
5:31
getirmediği bir söylentiyi hatırladı
5:33
yıllar önce gençliğinde ormanın
5:36
derinliklerinde bir çoban kaybolmuştu
5:39
sadece çoban değil köpeği de haftalar
5:42
süren aramaların ardından yalnızca
5:45
tüfeği ve bir tavşan postu bulunmuştu o
5:48
günlerde köyde konuşulan tek şey cin
5:50
deresi idi ormanın en iç kısmındaki kuru
5:53
dere yatağı kimsenin gitmeye cesaret
5:56
edemediği yer ben yıllar önce orada da
5:58
avlanmıştım." dedi Yusuf kendi kendine
6:01
"ama bir şey olmamıştı olmamış mıydı?"
6:04
Birden yüzüne inen tokadı hatırladı
6:07
tavşanı vurduktan sonraki o tokat gibi
6:09
çarpış sesi sanki bir öfkenin yankısıydı
6:13
yusuf'un zihni artık bulanıktı gerçek
6:16
ile hayal birbirine karışıyordu ertesi
6:18
gece Yusuf'un uykusu yine kaçmıştı evde
6:22
yalnız başına oturuyor sobada tıkırdayan
6:24
odunların sesini dinliyordu pencereye
6:27
yaklaştı camın dışına bakınca nefesi
6:30
kesildi bahçede yüzlerce tavşan vardı
6:33
evet yüzlerce
6:35
kıpırdamıyorlardı sadece evin duvarına
6:37
dönük bekliyorlardı ne zıplayan vardı ne
6:40
de kaçan sanki gecenin karanlığından
6:43
fırlamış bu dünyaya ait olmayan
6:45
varlıklardı gözleri yine kırmızıydı
6:48
yusuf geri çekildi elini kalbine götürdü
6:51
nefes alamıyordu birden sobanın içindeki
6:54
alev yükseldi sobanın bacasından çıkan
6:57
kıvılcımlar odaya sıçramaya başladı
7:00
meryem uyanıp koştu yangın çıkıyor yusuf
7:03
su getir ama Yusuf hareket edemiyordu
7:06
sanki elleri zincirlenmiş gibiydi
7:08
gözleri sobadan çıkan dumanın içinde bir
7:10
şey görmüştü alevlerin arasından küçük
7:14
insan görünümlü bir varlık beliriyordu
7:17
cüceye benziyordu ama kulakları sivriydi
7:19
gözleri ise tavşanlarla aynı renkteydi
7:23
var olan her gerçeklik Yusuf'un zihninde
7:26
yerle bir oldu o o bir tavşan değildi."
7:30
dedi Yusuf kısık bir sesle meryem sobaya
7:33
su dökerken yere düşen bir odun
7:35
parçasını fark etti üzerinde kazınmış
7:38
bir işaret vardı yusuf'un yıllardır
7:40
unutmaya çalıştığı eski bir simge bu
7:43
simge cin deresindeki bir ağacın
7:46
gövdesinde de vardı yusuf orada
7:48
avlanmıştı hatta evet diye fısıldadı
7:52
kendi kendine orada da bir tavşan
7:54
vurmuştum çok büyüktü gözleri kırmızıydı
7:57
ama postunu da yüzemedim etini de
8:00
yiyemedim o gün kokuştu çürüdü sadece
8:03
bir günde Meryem Yusuf'un haline baktı
8:07
kocasının gözleri boşluğa bakıyor
8:10
dudakları titriyordu yusuf biz bu evde
8:14
daha fazla kalamayız yusuf başını
8:17
kaldırdı köy bile bizi kurtaramaz sabah
8:21
güneşi dağların arasından zar zor
8:23
sızarken Yusuf'un gözlerinde hala
8:26
uykusuzluğun ve gecenin karanlık dehşeti
8:29
vardı meryem yanına birkaç parça giysi
8:32
ve dua kitabını koydu çuvala yusuf ise
8:35
tüfeğine dokunmadı bile onun laneti
8:37
başlattığına artık emindi yavaş
8:39
adımlarla dağ yoluna vurdular
8:41
kendilerini karın üstündeki patikadan
8:43
aşağı doğru yürürken Meryem her
8:45
çıtırtıda irkiliyor yusuf ise sürekli
8:48
arkasını kontrol ediyordu sanki biri
8:50
onları izliyordu ya da bir şey köye
8:53
ulaştıklarında gün neredeyse batmak
8:55
üzereydi duman tüten birkaç ev dışında
8:58
her yer sessizdi köyde hayat var gibiydi
9:01
ama yaşanmıyordu sanki ilk durakları
9:04
köyün en yaşlısı hoca derviş dedikleri
9:07
ihtiyarın evi oldu derviş yıllarını eski
9:10
yazılara kaybolmuş dillere ve cinlerin
9:13
sırlarına adamış kimsenin adını kolay
9:15
kolay anmadığı biri yusuf kapısını
9:18
çaldığında Derviş kapıyı açmadı sadece
9:21
içeriden boğuk bir ses duyuldu yusuf
9:24
sonunda geldin meryem'in tüyleri diken
9:27
diken oldu yusuf ise irkildi derviş
9:30
onları çağırmamıştı ama sanki onları
9:32
bekliyordu kapı yavaşça açıldı içeriye
9:35
girdiklerinde eski kitaplar tılsımlı
9:38
muska kalıpları ve kurumla kaplı
9:40
lambalar arasında boğuk bir iz kokusu
9:42
karşıladı onları yüzünü görelim dedi
9:45
Derviş dön bana sol yanını yusuf usulca
9:49
başını çevirdi felçli yüzünü gösterdi
9:52
derviş birkaç dakika sessiz kaldı sonra
9:55
ağır bir iç çekişle "Sen onu vurdun."
9:59
dedi orman cinini belki de en eski
10:02
olanını bu orman bizim sandığımızdan
10:05
daha derin sırlarla doludur evlat yusuf
10:08
korkuyla başını salladı ben tavşan
10:10
sandım her zaman avlanırım ama bu başka
10:15
derviş başını salladı cinler de şekil
10:18
değiştirir özellikle tavşan formu onlar
10:22
için koruyucu bir kılıftır gözetler
10:25
bekler sınarlar ama vurursan karşılığını
10:29
alırsın yüzüm felç oldu dedi Yusuf bu
10:33
daha başlangıç diye cevapladı derviş
10:36
yüzünü aldılar sırrını mühürlediler
10:39
şimdi senden bir parça götürdüler her
10:42
gece o tavşanlar seni çağırıyor geceleri
10:45
evinizin etrafını sarıyorlar ya seni
10:48
ormanın derinliklerine geri çağırıyorlar
10:50
onlara iade etmen gereken bir şey var
10:54
meryem araya girdi sesi titreyerek ne
10:56
yapmalıyız bu laneti durduramaz mıyız
10:59
derviş ağır ağır başını salladı bir tek
11:02
yol var yusuf seni o dere yatağına cin
11:06
deresine geri götürmeliyiz oraya
11:08
gideceksin
11:10
yüzleşeceksin yüzleşmek mi kiminle diye
11:14
sordu Yusuf dervişin gözleri cam gibi
11:18
doğuktu kendinle ve onunla o gece orada
11:22
olanla meryem ellerini kocasının
11:25
ellerine koydu gitme Yusuf o yer seni
11:29
geri vermez yusuf ellerini
11:32
Meryem'inkilerin arasına alıp başını
11:34
eğdi ben orayı zaten hiç terk etmemişim
11:37
ki dedi belki de bedenim döndü ama ruhum
11:40
orada kaldı ertesi sabah Yusuf derviş
11:44
ile birlikte yola çıktı meryem onları
11:46
uğurlarken gözyaşlarını tutamadı yusuf
11:49
son kez geri dönüp eşine baktı "eğer
11:52
dönemezsem" dedi Yusuf "buen bu dağdan
11:55
uzaklaş buraya tekrar dönme çünkü ben
11:59
ben o gece sadece bir cin vurmadım başka
12:02
bir şeyi de serbest bıraktım derviş
12:05
Yusuf'a yol boyunca susmasını tembih
12:08
etti ormanın içinden geçerken dualar
12:10
okuyor bastığı her yere iz sürmek için
12:13
ufak taşlar
12:14
bırakıyordu cin deresine vardıklarında
12:17
rüzgar tamamen kesilmişti ağaçlar
12:20
kıpırdamıyordu sanki zaman durmuştu eski
12:23
bir dünya gibi Derviş Yusuf'a baktı
12:27
şimdi yalnız gideceksin yalnızca sen ve
12:30
eğer seni kabul ederlerse seni
12:33
affederlerse geri dönersin yusuf başını
12:36
salladı yalnız yürümeye başladı ayakları
12:40
kuru dere yatağının taşlarına bastıkça
12:42
yankılandı hava ağırlaştı gözleri
12:45
kararmaya başladı sonra onu gördü
12:49
bembeyaz bir tavşan çalılıkların
12:51
arasında sonra bir tane daha ve bir tane
12:54
daha ve ardından insan boyutlarında yüzü
12:58
duman gibi silik bir varlık belirdi
13:01
gözleri kıpkırmızıydı elleri yoktu
13:04
sadece karanlık bir siluet Yusuf'un
13:06
adını fısıldadı yusuf Yusuf Yusuf
13:10
titreyerek diz çöktü affedin beni dedi
13:15
ama cevap bir fısıltı değildi cevap
13:17
toprağın içinden gelen bir sesti derin
13:20
uğultulu öfke dolu geri dönüş yok cin
13:24
deresindeki yüzleşme Yusuf'un iç
13:26
dünyasında onulmaz bir kırılmaya sebep
13:29
olmuştu
13:30
bedenine ait her şey hala toprağa
13:33
basıyor gibi görünse de ruhu o andan
13:35
itibaren derin bir boşlukta
13:38
sürükleniyordu gözleriyle görüp duyduğu
13:41
her şey artık bir başkasının hayatına
13:44
uzaktan bakar gibiydi yusuf diz çökmüş
13:47
beyaz tavşanların çevresinde kıpırtısız
13:50
beklediği o soğuk dere yatağında
13:52
sessizce kaybolmuştu derviş saatlerce
13:54
beklemiş dua etmiş tesbihini avuçlarında
13:57
sıkmış ama Yusuf'tan bir daha iz
13:59
alamamıştı sabah olduğunda Derviş yalnız
14:02
başına köye dönmek zorunda kalmıştı
14:05
meryem onu uzaktan gördüğünde içini
14:08
karanlık bir çöküş kapladı hemen
14:10
Yusuf'un nerede olduğunu sordu derviş
14:13
başını eğerek cevap verdi dönmedi ne
14:16
demek dönmedi diye bağırdı Meryem oraya
14:19
birlikte gittiniz yalnız bırakmamalıydın
14:22
onu yalnız bırakmam gerekiyordu dedi
14:25
Derviş sesi kederle
14:27
boğuklaşarak çünkü orası sadece onunla
14:31
konuşur meryem o gece yatağa girmedi
14:35
ocağın başına oturdu yusuf'un palto ve
14:37
beresini kucağına alıp sabaha kadar
14:39
ağladı ama ertesi gün gözlerinden yaş
14:42
değil kararlılık aktı ben gideceğim dedi
14:46
derviş itiraz etti oraya gidenler ya
14:49
ölür ya kaybolur ya da dönse bile artık
14:52
insan değildir meryem ise gözlerini bir
14:56
noktaya dikti ve "Benim için Yusufsuz
14:59
yaşamak zaten bunların hepsi." diye
15:01
cevapladı güneş doğarken yola çıktı
15:04
elinde Yusuf'un en sevdiği tespih
15:07
cebinde onun yeleğinden bir düğme
15:09
dilinde Fatiha ile ormanın içi daha ilk
15:12
adımdan itibaren değişmişti ağaçlar daha
15:15
sık gökyüzü daha puslu rüzgar daha
15:18
uğursuzdu tavşanların izini bulmak kolay
15:22
oldu karın üstünde ayak izleri biri
15:24
diğerine benzemez şekilde kıvrılarak
15:27
ilerliyordu ama Meryem biliyordu onlar
15:30
çağırıyordu cin deresine yaklaştıkça
15:33
adımlarını dikkatle attı taşların
15:36
üzerine basarak ilerledi ve bir noktada
15:39
her şey durdu rüzgar bile nefesini
15:41
tutmuştu sonra bir ses çok ince çok uzak
15:45
bir ses yusuf'un sesi meryem etrafına
15:49
bakındı yusuf Meryem git buradan beni
15:55
alma o an Meryem derinliğinden siyah bir
15:59
duman gibi yükselen bir siluetle
16:01
karşılaştı gözleri olmayan bir yüz
16:04
kemiksi parmaklara benzeyen uzantılar
16:07
diz hizasında duran bir tavşan gibi onun
16:09
önünde duruyordu "sen kimsin?" dedi
16:12
Meryem gözlerini kaçırmadan siluet
16:14
konuşmadı ama içinden bir ses geldi
16:17
kadının zihnine dolan bir fısıltıydı bu
16:20
o bizim o bizim hayır dedi Meryem o
16:24
benim kocam onu geri alacağım silet bir
16:28
anda geri çekildi toprağın altından
16:30
çatırdayarak yükselen bir şekil belirdi
16:33
Yusuf'un vücudu ama gözleri boş yüzü
16:36
hala felçliydi kıpırtısızdı meryem
16:39
bağırarak yanına koştu diz çöktü yusuf
16:43
lütfen ben geldim bak yalnız değilsin
16:47
yusuf'un gözleri yavaşça hareket etti
16:49
onu gördü meryem dedi ama sesi farklıydı
16:54
sanki birden fazla kişi aynı anda
16:57
konuşuyordu onlar içimde git hayır diye
17:01
bağırdı meryem ellerini Yusuf'un yüzüne
17:04
koydu izin vermeyeceğim o an Meryem'in
17:08
elleri arasındaki Yusuf'un bedeni
17:10
titremeye başladı gözleri bembeyaz oldu
17:13
etraflarındaki toprak çatladı ağaçlar
17:16
bir anda kurur gibi sararıp döküldü
17:18
dereden siyah bir sis yükseldi tavşanlar
17:21
çığlık atar gibi tiz seslerle zıplayarak
17:23
geri çekildiler siluet yaklaşmaya
17:26
başladı meryem artık korkmuyordu "gelin"
17:29
dedi "hepiniz gelin ama ben onu almadan
17:33
gitmeyeceğim." Siluet durdu etraf
17:36
sessizleşti ve birden Yusuf boğuk bir
17:40
çığlıkla yere yığıldı meryem ellerini
17:42
tuttu yusuf beni duyuyor musun yusuf
17:46
gözlerini açtı gerçek gözleri gerçek
17:50
sesiyle konuştu meryem seni seni
17:53
kaybettim sanmıştım meryem gözyaşlarına
17:57
boğuldu asla seni orada bırakmazdım ama
18:00
o sırada Yusuf'un yüzü bir anlığına
18:03
yeniden karardı gözleri dondu ve sadece
18:07
şunu fısıldadı ben geldim ama onlar da
18:10
geldi o anda ormanın dört bir yanından
18:13
gelen hafif patırtılar yükseldi tavşan
18:16
sesleri ama bu kez yüzlerce Yusuf'un ben
18:21
geldim ama onlar da geldi sözleri havada
18:24
asılı kalmışken Meryem çevresinden
18:26
yükselen uğultuyu fark etti karların
18:29
arasından taşların arasından hatta ağaç
18:32
gövdelerinin içinden bile tavşanlar
18:34
çıkmaya başlamıştı fakat bu tavşanlar
18:38
bildiği gibi değildi gözleri bembeyaz
18:40
vücutları sisle örtülüydü tavşan değil
18:43
birer gölge gibiydiler yusuf kalkmamız
18:46
lazım." diye bağırdı Meryem kocasının
18:49
elinden tutarak yusuf ise olduğu yerde
18:52
dona kalmıştı ayakları toprağa kök
18:55
salmış gibiydi gözleri etraftaki
18:58
hayvanlara değil sanki kendi içine
19:01
bakıyordu meryem onu çekiştirdi ağladı
19:05
dua etti en sonunda Yusuf'un gözlerine
19:09
yaş geldi ve ayağa kalktı "gidelim."
19:12
dedi boğuk bir sesle "ama acele
19:14
etmeliyiz zamanımız yok." Ormandan
19:17
çıkana kadar ne bir şey konuştular ne de
19:19
arkalarına baktılar yusuf'un adımları
19:22
güçsüz meryem'in ise umutla karışıktı
19:25
sonunda köyün sınırlarına vardıklarında
19:27
derviş onları görünce neredeyse
19:30
dizlerinin üstüne çöktü "allah'ım mucize
19:33
bu." dedi "ama yüzünüzde bir gariplik
19:36
var Yusuf sen hala sen misin?" Yusuf
19:40
başını çevirdi "ben ben buradayım ama
19:44
her zaman ben olmayabilirim." dedi
19:47
dervişin yüzü soldu geceleri yine eski
19:50
evlerine dönemediler köylüler Yusuf'un
19:53
dönüşünü bir lanet olarak gördü onunla
19:56
gelenler hala ormanda dediler cin deresi
19:59
açıldıysa bu sadece bir başlangıç yusuf
20:03
bir gece sabaha kadar pencerenin önünde
20:05
oturdu meryem korkuyla gözlerini ondan
20:08
ayıramadı nihayet sabaha karşı Yusuf
20:11
fısıldadı gece boyunca buradaydılar
20:15
penceremin önünde sessizce baktılar
20:18
onlar sadece tavşan değil Meryem onlar
20:22
bir şey arıyorlar benden meryem'in
20:26
kalbine bir korku saplandı ne istiyorlar
20:29
Yusuf yusuf cevap veremedi ama o gece
20:33
Meryem rüyasında beyazlar giymiş yaşlı
20:36
bir kadını gördü kadın ona kucağında bir
20:39
tavşan taşıyarak yaklaştı ve fısıldadı
20:42
lanetin başladığı yerde kan akıtılmadan
20:45
kapanmaz sabah olduğunda Meryem soluğu
20:48
Dervişin yanında aldı cin deresi sadece
20:51
Yusuf'a açılmadı dedi bu lanetin kökü
20:54
daha derin derviş başını salladı evet
20:58
çünkü Yusuf'un büyük babası yıllar önce
21:01
o derede bir orman cinii öldürmüştü sır
21:04
olarak saklanmıştı o günden beri ailede
21:07
tavşan avı bir tür miras oldu ama bu
21:10
avlar farkında olmadan intikam zincirini
21:14
besledi meryem'in gözleri büyüdü yani
21:17
Yusuf sadece bir kurban değil bu bir
21:22
bedel evet dedi derviş ama bu bedel
21:25
tamamlanmadı o nedenle her gece gelenler
21:29
bekliyor son halka hala eksik o gece
21:32
Yusuf büyük babası Idris'in eski av
21:35
defterini çıkardı tozlu sayfalar
21:37
arasında bir çizim buldu gözleri olmayan
21:40
dev bir tavşan yanında kırmızı bir mühür
21:43
ve altında bir not son avcıyı takip eder
21:47
yusuf ayağa kalktı ben oraya dönmeliyim
21:50
dedi bu sefer yalnız değilim ama bir son
21:54
olmalı meryem gitmesine izin vermedi
21:58
beraber gideceğiz bu kez ne pahasına
22:01
olursa olsun bu laneti gömeceğiz ve
22:04
ertesi gün karanlık çökerken Yusuf ve
22:07
Meryem son kez ormanın kalbine yürümeye
22:10
başladılar cin deresi sessizdi ama bu
22:13
sessizlik fırtınadan önceki türdendi ne
22:16
bir rüzgar vardı ne kuş sesi sadece göz
22:19
kırpmayan beyaz gözlü
22:22
tavşanlar her yerde meryem Yusuf'a döndü
22:26
hazır mısın yusuf başını salladı onlar
22:29
da öyle ve o anda toprak yarıldı toprak
22:33
yarıldığında Yusuf ile Meryem geri
22:35
çekildiler yer canlıymışçasına
22:38
homurdanıyor aralardan buhar ve yoğun
22:40
bir iz kokusu yükseliyordu cin deresinin
22:43
ortasında açılan yarık bir mezar değil
22:46
sanki başka bir aleme açılan kapıydı
22:49
tavşanlar ağızlarını açmadan uluyormuş
22:52
gibi tiz sesler çıkarıyor gözleriyle
22:55
onları bu karanlığa çağırıyorlardı yusuf
22:57
dizlerinin üzerine çöktü ellerini
23:00
toprağa bastırdı artık yeter diye
23:03
bağırdı ne istiyorsanız alın bu lanet
23:06
son bulmalı o anda yarığın içinden dev
23:09
bir siluet yükseldi tavşan biçiminde ama
23:12
insan kadar büyük yüzü olmayan
23:15
gözlerinin yerinde yalnızca karanlık
23:17
oyuklar bulunan bir varlık onun ardında
23:20
Yusuf'un yıllar önce kaza sonucu
23:22
öldürdüğü orman cinin şekilsiz ruhu
23:25
belirdi tıpkı Yusuf'un rüyalarında
23:27
gördüğü gibi Meryem dehşetle geri adım
23:30
attı ama Yusuf yerinden kıpırdamadı
23:33
sanki yıllardır beklediği hesaplaşma
23:35
buymuş gibiydi "ben seni bilmeden
23:38
öldürdüm." dedi Yusuf sesi titriyordu
23:41
"ama suçum sadece bu değilmiş dedemin
23:44
babamın benim hepsi av yaptık eğlendik
23:47
övündük bu ormanın ruhunu hiçe saydık
23:50
ruh ellerini Yusuf'a doğru uzattı hava
23:54
dondu ağaçlar eğildi rüzgar bile
23:57
nefesini tuttu meryem gözyaşları içinde
24:00
Yusuf'un arkasına geçti "hayır" dedi
24:04
"yusuf "Bu senin kaderin değil bu
24:07
hepimizin
24:08
hatasıydı." Yusuf dönüp Meryem'e baktı
24:12
"hayır Meryem bu benim yüzleşmem gereken
24:15
bir geçmiş bu gece biri ölecekse o ben
24:18
olmalıyım ama ölmeden önce senin bilmen
24:22
gereken bir şey var meryem'in gözleri
24:24
doldu söyle ben seni ilk gördüğümde bu
24:28
ormanın kenarında mantar topluyordun
24:31
sana yaklaşmaya cesaret edememiştim ama
24:33
kalbim o gün senin olmuştu bu karanlığın
24:36
içinde bile bana ışık oldun şimdi de
24:39
ışığınla beni uğurla meryem ağlayarak
24:41
Yusuf'a sarıldı gitme ama Yusuf yavaşça
24:45
ondan uzaklaştı ruhun karşısında diz
24:48
çöktü ve ellerini havaya kaldırdı al
24:52
beni ama bu laneti bitir benden sonra
24:55
kimseyi alma ruh Yusuf'a yaklaştı parmak
25:00
uçları Yusuf'un alnına değdiğinde
25:03
bembeyaz bir ışık parladı tavşanlar
25:06
çığlık çığlığa dağıldı yarıktan yükselen
25:09
duman ve gölgeler bir hortum gibi etrafı
25:12
sararak içine çekilmeye başladı yusuf'un
25:14
vücudu bu ışığın içinde eriyormuş gibi
25:17
kayboldu meryem avazı çıktığı kadar
25:20
bağırdı ama artık yapacak bir şey yoktu
25:23
yarık kapandı rüzgar durdu tavşanlar
25:26
birer birer yok oldu sessizlik ölüm gibi
25:30
ağır ve karanlık meryem yere çöktü
25:34
yusuf'un son sözleri kulaklarında
25:36
çınlıyordu bu orman artık huzur bulacak
25:39
o günden sonra ormanda bir daha hiç
25:42
tavşan görülmedi cin deresi sessizliğe
25:45
gömüldü köy halkı Yusuf'un cesedini
25:47
bulamadı ama onun adına bir mezar
25:49
yaptılar mezar taşında sadece şu
25:52
yazıyordu son avcıyı aldı meryem bir
25:56
daha hiç evlenmedi her hafta Yusuf'un
25:59
mezarına gidip bir tavşan heykelciyi
26:01
bırakmaya başladı ve bir gün mezarın
26:04
başında otururken rüzgar hafifçe
26:06
saçlarını okşadı sanki Yusuf son kez
26:10
elini uzatmış gibiydi
#People & Society

