Sevdiği kadın uğruna yasak ilimlere başvuran Serdar'ın korku dolu hikayesine hoş geldiniz. Bu videoda; terk edilmenin acısıyla büyü ve hüddam ilmi yoluna giren bir adamın, cinlerle yaptığı anlaşma bozulduğunda yaşadığı felaketleri dinleyeceksiniz.
İntikam hırsı, musallat ve metafizik olayların işlendiği bu korku hikayesi, yaşanmış olaylardan esinlenilerek kurgulanmıştır. Büyü yapmanın ve karanlık varlıklarla iletişime geçmenin bedeli sandığınızdan çok daha ağır olabilir.
Gerilim, korku ve gizem dolu bu hikayeyi sonuna kadar izleyin....
SİZİN YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ Bizleri hangi ülkeden ve hangi şehirden takip ettiğinizi, hikayemiz ile ilgili görüşlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlarda mutlaka yazın. Bir sonraki yaşanmış gerçek hikâyede görüşene kadar kendinize iyi bakın. Hoşça kalın sevgili dostlar.
#korkuhikayeleri #islamikorku #cinler #büyü #hüddam #musallat #korku #gerilim #seslikorku #yaşanmışhikayeler #cinmusallatı #paranormal #gizem #hikayedinle
Gerçek hayatın içinden süzülüp gelen gerçek hikayeler, duygulara dokunan yaşanmış hikayeler, sizi içine çekecek gizemli hikayeler, şaşırtıcı ilginç hikayeler, yürek burkan duygusal hikayeler, ürkütücü korku hikayeleri ve düşündürücü ibretlik hikayeler ile dolu bir dünyaya adım atıyorsunuz.
Bu kanalda, yaşanmış olaylardan çıkarılan derslerle bezeli sıra dışı hikayeler, beklenmedik sonlara sahip dramatik anlatılar ve sizi derinden sarsacak şok edici gerçekler yer alıyor.
Hayatta kalma mücadeleleri, umut veren başarı hikayeleri ve yaşamın içinden gelen motivasyon dolu anlar, izleyiciye ilham verirken; bir yandan da trajik aşk hikayeleri ve dram dolu hayat öyküleri kalbinizin derinliklerine dokunacak.
Gerilim ve korku hikayeleri sevenler için, tüyler ürperten paranormal hikayeler, ürkütücü cin hikayeleri ve açıklanamayan esrarengiz olaylar bu kanalda sizi bekliyor.
Bilinmeyenleri keşfetmek isteyenler için, akıl almaz detaylarla dolu gizemli vakalar, gerçek hayata dayanan doğaüstü olaylar ve inanılması güç ama belgelenmiş gerçek hikayeler düzenli olarak paylaşılıyor.
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Bir insan sevdiği kadın uğruna neleri feda edebilir? Gururu mu, geleceğini mi
0:07
yoksa ruhunu mu? Serdar yoksulluğun zincirlerine vurulmuş, sevdiği kadın
0:15
Ayşen tarafından daha rahat bir hayat uğruna bir çöp gibi kenara atılmıştı.
0:21
Ama aşkın açtığı yara, zamanla kapkara bir nefrete, sönmeyen bir intikam
0:26
ateşine dönüştü. O Ayşe'nin sadece mutsuzluğunu değil
0:31
delirmesini, sadece pişmanlığını değil yok oluşunu istiyordu.
0:37
Bu öfke onu yasak olana, hüddam ilminin kilitli kapılarına götürdü.
0:43
Terk edilmiş bir köy evinin kilerinde 80 gün süren ölümcül bir riyazat,
0:49
duvarların içinden gelen tıkırtılar, zümrüt gözlü varlıklar ve karanlıkla
0:54
yapılan bir pazarlık. Anlaşma basitti. Ya ilmi seçecek,
1:00
intikamdan vazgeçecekti ya da hiç başlamayacaktı. Serdar söz verdi. Ama kibir şeytanın en
1:09
sevdiği oyuncaktır. Yeminini bozup o karanlık gücü serbest bıraktığında ödeyeceği bedelin sadece
1:17
kendi canı olmadığını çok geç anlayacaktı. Işıkları kapatın ve arkanıza yaslanın.
1:24
Çünkü karanlıktan gelenler verilen sözleri asla unutmaz. Hazırsanız kabus
1:31
başlıyor. İyi seyirler. Hoş geldin.
1:42
Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına abone olmayı ve videoyu beğenmeyi ihmal etme.
1:50
O gece karabasan her zamankinden daha ağır çöktü. Serdar buz gibi odada nefes
1:56
nefese doğruldu. Göğsünün üzerinde görünmez bir ağırlık vardı. Onu ezen,
2:01
nefesini kesen, son yudum havasını çalmaya çalışan tekinsiz bir varlığın
2:06
ağırlığıydı bu. Odanın köşeleri, çıplak ampulün aydınlatamadığı yerler zifiri
2:12
karanlıktan daha koyu bir şeyle doluydu. Sanki karanlık nefes alıp veriyor, onu
2:18
izliyordu. Bu yoksulluğun ve çaresizliğin getirdiği sıradan bir kabus
2:23
değildi. Bu içinin yansımasıydı. Günler yanık kahve ve kızartma yağı kokan bir
2:29
kafenin buharı içinde eriyip gidiyordu. Serdar 30'lu yaşlarının başında asgari
2:35
ücretin soğuk gerçekliğine zincirlenmiş bir adamdı. Elindeki bezle masaları
2:40
silerken kahkahalarla sohbet eden mutlu çiftlere bakıyordu. Onların dünyası onun
2:47
sıkışıp kaldığı bu yağlı, gürültülü ve umutsuz dünyadan fersah fersah uzaktaydı. Her sipariş fişi alnından
2:55
damlayan her ter damlası ona evlenemeyeceğini, bir yuva kuramayacağını hatırlatan birer çiviydi.
3:03
Ve Ayşen vardı. Ayşen bu kasvetli hayattaki tek ışık kaynağıydı. Ya da
3:09
Serdar öyle sanıyordu. Birbirlerini seviyorlardı. En azından kelimeler bunu söylüyordu ama sevgi faturaları
3:16
ödemiyordu. Sevgi Ayşe'nin ailesinin aç gözlü beklentilerini karşılamıyordu.
3:23
Ailesi kızlarının rahat etmesini istiyordu. Rahat etmek zengin bir koca demekti. En kötü ihtimalle düzenli maaşı
3:30
olan bir memur. Serdar ise sadece bir garsondu. Ayşe'ni istemeye gelenler
3:35
çoktu. Varlıklı, arabaları olan, gelecek vaadeden adamlar. Ayşen başlarda
3:41
direndi. "Ben Serdar'ı seviyorum." dedi. Ama bu direniş çevresindeki fısıltılarla
3:48
her gün biraz daha aşındı. Arkadaşlarının gösterişli hayatları, gittikleri tatiller, aldıkları pahalı
3:55
hediyeler. Toplum baskısı bir zehir gibi damarlarına yavaş yavaş yayıldı. Aile
4:01
evindeki zorluklar Serdar'la evlenirse yaşayacağı zorlukların bir provası gibi
4:06
gelmeye başladı. Rahat bir hayat onun da hakkı değil miydi? Gezmek, eğlenmek,
4:13
başka ülkeler görmek istiyordu. Serdar değişimi fark etti. Ayşe'nin sesi
4:19
telefonda artık daha mesafeliydi. Buluşmalar kısalmış, sessizlikler uzamıştı. Gözlerindeki o sıcak parıltı
4:27
sönmüştü. Serdar o son konuşmanın geleceğini biliyordu. Bir gün soğuk bir
4:33
sonbahar akşamında parktaki o bankta o kaçınılmaz an geldi. Ayşen gözlerini
4:40
ondan kaçırarak konuştu. Seni seviyorum ama rahat bir hayat yaşamak benim de
4:45
hakkım. Serdar cevap vermedi. Sadece rüzgarın uğultusunu dinledi. Ayşen devam
4:52
etti. Bizden olmaz Serdar. Senin garson maaşınla geçinemeyiz.
4:57
Birbirimizi bekletmenin manası yok. Kelimeler keskin bir bıçak gibiydi. Ama
5:02
Serdar şaşırmadı. Sadece içinde bir şeylerin koptuğunu hissetti. Bir cam kırılmıştı ve o andan itibaren her şey
5:11
kanamaya başlamıştı. Ayşen ayrılıktan kısa bir süre sonra arkadaşlarının tanıştırdığı o tekstilci
5:18
adamla evlendi. Düğün fotoğrafları Serdar'ın kabuslarına malzeme oldu.
5:25
Mutluydular. Zenginlerdi. Rahat içindeydiler. Serdar'ın üzüntüsü zamanla
5:31
yerini koyu yapışkan bir nefrete bıraktı. Bu basit bir kıskançlık
5:36
değildi. Bu aşağılanmışlığın, hiçe sayılmışlığın ve çaresizliğin doğurduğu
5:42
saf bir kindi. Ayşen parayı tercih etmişti. Onu bir eşya gibi daha iyisiyle
5:49
değiştirmişti. intikam istiyordu ama nasıl karşısına dikilip bağıramazdı.
5:56
Buna cesareti yoktu. O zengin kocanın karşısında daha da ezilirdi. Hayır, onun
6:03
istediği intikam fiziksel değildi. Çok daha derin, çok daha karanlıktı.
6:08
Ayşen mutlu olmasın istiyordu. Huzuru kaçsın, geceleri, uykuları bölünsün,
6:14
kabuslar görsün ve sonunda o zengin kocasından boşandığını duymak istiyordu.
6:21
Ama bu yetmezdi. Aynı zamanda Ayşe'nin ona deliler gibi
6:26
tekrar aşık olmasını istiyordu. Peşinden sürünmesini, af dilemesini.
6:32
Ve Ayşen ona geri döndüğünde işte o zaman Serdar onu yüzüstü bırakacaktı.
6:39
Ayşen bir ömür boyu kara sevdaya tutulsun. Aşkından eriyip bitsin istiyordu. Bu intikamı almanın tek bir
6:46
yolu vardı. Karanlık yol. Ayşe' karanlıktan gelenleri musallat etmek. Üç
6:53
harflileri, cinleri bir büyücüye gitmek aklına geldi ama kimseye güvenmiyordu.
7:00
Ya bu iş ortaya çıkarsa ya adı duyulursa işin tuhafı cinlerden ya da büyüden
7:07
korkmuyordu. O rezil olmaktan, isminin duyulmasından korkuyordu.
7:13
Bu onun ne kadar kibirli bir nefrete büründüğünün kanıtıydı. O yüzden bu işi
7:19
kendi yapmalıydı. Ama nasıl? Neyi nasıl yapacağını bilmiyordu. Sadece
7:25
öğrenmek için birine danışmalıydı. Her şehirde bu işleri yaptığı fısıldanan
7:31
tekinsiz isimler vardı. Tavsiye üzerine birini buldu. Şehirden uzakta bir köyde
7:37
yaşayan, adına Cevat Hoca denen bir adam. Cevat Hoca'ya gittiğinde niyetini
7:43
açıkça söylemedi. Sadece bu ilmi, hüddam ilmini öğrenmek istediğini, kendisine
7:49
yardım etmesini istedi. Cevat Hoca Serdar'ın gözlerindeki karanlığı görmüştü. Bu ilmi neden istediğini belki
7:56
de biliyordu. Normalde kimse kendine rakip istemezdi ama adam tuhaf bir
8:01
şekilde kabul etti. "Ben büyücü değilim." dedi Cevat Hoca. Sesi çakıl taşları gibiydi. Ben hüddam ilmi ile
8:09
uğraşırım. Cinlerim vardır. Serdar'ı yanına almayı tek bir şartla kabul etti.
8:15
Benim bütün işlerimi göreceksin. Köydeki hayvanların bakımı, çarşı pazar işleri,
8:20
ne dersem yapacaksın. İki yıl. Serdar'ın kaybedecek bir şeyi yoktu. Aylık da
8:26
veririm sana." diye ekledi Cevat Hoca. Serdar o gün kafedeki işinden istifa
8:31
etti. Ailesine başka bir şehirde iyi maaşlı bir iş bulduğunu söyledi ve Cevat
8:36
Hoca'nın yanına o tekinsiz köye yerleşti. İntikamına giden yol hayvan
8:42
gübresi ve küflü saman kokuyordu. Ama Serdar'ın umrunda değildi. İki yıl ömür
8:48
boyu sürecek bir intikam için küçük bir bedeldi. Cevat Hoca'nın evi yaşayan, nefes alan
8:55
bir varlık gibiydi. Geceleri ahşap yapı gıcırdar, esner ve fısıldardı.
9:01
Serdar'a tahsis edilen oda evin en soğuk, en nemli yeriydi. Bir kilerle
9:06
depo arası küf ve tekinsiz bir baharat kokusu sinmiş bir delikti. Serdar iki
9:11
yıl boyunca bu evin ve sahibinin kölesi oldu. Sabah ezanından önce kalkıyor, buz
9:17
gibi suyla abdest alıyor ve hayvanların bakımına koşuyordu. Hayvanlar normal
9:22
değildi. Tavuklar sanki onu yargılıyormuş gibi tek gözlerini kırpmadan onu izliyor. Keçiler ise
9:29
geceleri ahırda insan sesine benzer melemeler çıkarıyordu. Serdar her gün o ahıra girmekten, o sarı
9:37
yatay gözlerle karşılaşmaktan nefret ediyordu. Çarşı pazar işleri bu tekinsiz
9:43
çiftlik hayatından bir kaçıştı. Ama köy halkı da en az Cevat Hoca'nın hayvanları
9:48
kadar tuhaftı. Serdar'la konuşmuyor. Sadece o geçerken fısıldaşıyor ve
9:54
arkasından tükürüyorlardı. Onlar için Serdar hocanın yeni çırağı değil, o
9:59
tekinsiz adamın son kurbanı idi. Cevat Hoca sözünü tutmuş, Serdar'a asgari
10:05
ücretin üzerinde bir para veriyordu. Ama ilim konusunda ketumdu. Serdar'a sadece
10:11
eski yıpranmış kitaplar veriyor. Önce bunları ezberle diyordu. Kitaplar
10:17
anlaşılmaz Arapça ve İbranice metinler, karmaşık semboller ve gezegen saatleriyle doluydu. Serdar geceleri mum
10:25
ışığında bu sembolleri kopyalıyor, anlamını bilmediği duaları ezberlemeye çalışıyordu. Fakat asıl eğitim Cevat
10:32
Hoca'nın hastalarını kabul ettiği zamanlarda oluyordu. Serdar'ın o odaya
10:37
girmesi yasaktı. O sadece kapıda bekliyor. Gelenleri karşılıyor ve
10:42
uğurluyordu. Ama o kapının ardından sızan sesleri duyuyordu. Bir gün telaşlı bir grup adam
10:49
geldi. Yüzleri kireç gibiydi. Köylerinin yakınında bir define bulmuşlardı.
10:56
Eski bir Rum evinin bodrumunda bir küp altın. Ama altını çıkardıkları geceden
11:01
beri başlarına gelmeyen kalmamıştı. İçlerinden biri, "Hocam, rüyamda yılan
11:07
suretinde bir ifrit gördüm. Altınları geri bırakın, yoksa soyunuzu kuruturum"
11:12
dedi." diye ağlıyordu. Bir diğeri kapkara olmuş, çürümeye başlamış elini
11:18
gösterdi. "Buna dokundu hocam. O geceden beri etim dökülüyor.
11:24
Bu Serdar'ın define tılsımlarıyla ilk karşılaşmasıydı.
11:29
Serdar anahtar deliğinden gizlice içeriye baktı. Cevat Hoca adamların getirdiği bir avuç
11:37
toprağı ve bir altın sikkeyi bakır bir tasın içine koymuştu. Ağzından
11:43
anlamadığı kelimeler dökülüyordu. Odanın içindeki hava gözle görülür şekilde
11:48
dalgalandı. Cevat Hoca elindeki bir bıçağı tasa daldırdı ve aniden bağırdı. Tastan
11:55
yükselen duman bir anlığına acı içinde kıvranan bir yüze benzedi ve sonra
12:00
dağıldı. Adamların çığlıkları Serdar'ın kulaklarında çınladı. Başka bir gece bir
12:07
kadın ve genç bir kızı getirdiler. Kız yatağında hareketsiz yatıyor. Sadece
12:12
gözlerini kırpıyordu. Annesi karabasan çöktü hocam kalkmıyor. Dedi. Serdar
12:20
Cevat Hoca'nın odaya girdiğini ve içeriden boğuk gırtlaktan gelen bir sesin "Onu bana verin o benim." dediğini
12:27
duydu. Bu ses o genç kıza ait olamazdı. Serdar iki yıl boyunca bu dehşet
12:33
sahnelerine tanıklık etti. Gördükleri onu korkutmaktan çok hırslandırıyordu.
12:38
Bu gücü istiyordu. Ayşe'nin evinde böyle sesler yankılansın. O zengin kocası
12:44
böyle çürüsün istiyordu. Ama kendisi denediğinde hiçbir şey olmuyordu. Geceleri gizlice ahıra gidip öğrendiği
12:51
sembolleri çiziyor, ezberlediği sözleri fısıldıyordu. Hayvanlar ona alayla bakıyor gibiydi.
12:58
Yazdığı muskalar mürekkepli birer kağıt parçasından ibaretti. Cevat Hoca cinleri
13:04
görüyor, onlarla konuşuyor, onlara hükmediyordu. Serdar ise bırakın cini boşlukta gezinen
13:11
o ışıklı latif varlıkları bile göremiyordu. İki yılın sonunda sabrı taştı. Bir akşam yemeğinde Cevat
13:18
Hoca'nın karşısına dikildi. "Hocam, iki yıl oldu" dedi Serdar. Sesindeki öfkeyi
13:23
gizleyemiyordu. Bir arpa boyu yol gidemedim. Bütün bakım, büyü ve tedavi
13:28
işlemlerini öğrendim. Kitapları ezberledim. Ama ben yapınca olmuyor. Cevat Hoca başını çorba kasesinden
13:35
kaldırmadı. Senin gibi gözümdeki perde kalkmadı. Rüyamda da bir şey görmüyorum.
13:41
Artık canıma tak etti. Eyvallah. Maaş veriyorsun ama beni oyalıyorsun gibi hissediyorum. Dedi Serdar. Cevat Hoca
13:49
kaşığını yavaşça bıraktı. Gözlerini Serdar'a dikti. O soğuk delici bakış
13:55
Serdar'ın içini titretti. "Bu işin özü sabırdır." dedi Cevat Hoca.
14:01
Ve en önemlisi kaldıramayacağın şeyler görürsen aklını kaybedersin. Ben seni
14:07
oyalamıyorum. Sana bu ilmin temelini verdim. Ama sen duvarı görmeden çatıyı
14:12
atmak istiyorsun. Cevat Hoca bir an duraksadı. Sanki Serdar'ın ruhunun derinliklerine
14:18
bakıyordu. Ama bu kadar canına tak ettiyse sen bilirsin." dedi. "Perdenin kalkması için
14:25
tek bir yol var ama dönüşü olmayabilir." Serdar'ın kalbi hızla çarpmaya başladı.
14:32
"Neyse yaparım." dedi. "Toplam 80 gün riyazat yapacaksın." dedi Cevat Hoca.
14:39
Köy evindeki okilerde 80 gün boyunca hayvan eti dahil, hayvandan çıkan hiçbir
14:45
şey yemeyeceksin. Süt, yoğurt, yumurta, bal hiçbiri. Sadece arpa ekmeği ve su ve
14:53
80 gün boyunca tek bir dünya kelamı etmeyeceksin. Sadece sana öğrettiğim zikirleri çekeceksin. 80 gün bir kilerde
15:01
neredeyse açlık içinde. Kabul mü?" diye sordu. Cevat hoca. Serdar Ayşe'nin gülen
15:07
yüzünü o tekstilci adamın zenginliğini düşündü. İntikamın tadı arpa ekmeğinin
15:12
tatsızlığından daha güçlüydü. Kabul dedi. Kiler bir mezardan farksızdı. Zaman
15:20
dışarıdaki dünyadan kopmuş. Saniyeler saatlere, saatler günlere dönüşmüştü.
15:26
İlk günler en zoru oldu. Açlık Serdar'ın midesini bir pençe gibi sıkıyor, arpa
15:32
ekmeğinin tadı ağzında samana dönüyordu. Cevat Hoca söz verdiği gibi her gün
15:37
geliyor, kapının altındaki aralıktan bir parça ekmek ve bir testi su bırakıyor,
15:42
tek kelime etmeden gidiyordu. Kilit sesinin her yankısı Serdar'ın yalnızlığını ve çaresizliğini
15:49
mühürlüyordu. Konuşma yasağı açlıktan daha zordu. Serdar kendi düşüncelerinin
15:54
gürültüsüyle baş başa kalmıştı. Zihninde sürekli Ayşen vardı. Onun gülüşü, onun
16:00
ihaneti, o tekstilci adamın yüzü. İntikam sahneleri Kilerin karanlığında
16:05
birbiri ardına oynuyordu. Bu nefret onu hayatta tutan tek şeydi. Öğretilen
16:11
zikirleri tekrarlıyordu ama kalbi orada değildi. Kalbi nefretle doluydu. 40
16:18
günden sonra bir şeyler değişmeye başladı. Açlık hissi yerini tuhaf bir
16:24
hafifliğe bırakmıştı. Bedeni zayıflamış ama duyuları keskinleşmişti.
16:30
Toprak duvarların içindeki böceklerin yürüdüğünü, köklerin yavaşça ilerlediğini duyabiliyordu.
16:36
44 gün sesler başladı. Önce fısıltılar. Sanki onlarca insan
16:43
kapının hemen dışında anlayamadığı bir dilde konuşuyordu. Sonra duvarların
16:48
içinden tıkırtılar geldi. Bir pençenin toprağa kazıması gibi. Serdar
16:54
zikirlerini yükseltti ama sesi titriyordu. Korkuyordu. Gözünün önünde
17:00
karanlığın içinde ışıklı oynamaya başladı. Fosforlu, hastalıklı bir yeşil
17:06
renkte havada asılı duran, sonra aniden kaybolan statik böcekler gibiydiler.
17:12
Serdar gözlerini kapattı ama oradaydı. Göz kapaklarının içinde dans
17:18
ediyorlardı. Paniğe kapıldı. Kapıyı yumrukladı. "Hocam, hocam çıkar beni"
17:25
diye bağırdı. Ama dünya kelamı ettiği an yeminini bozmuştu.
17:31
Cevat hoca gelmedi. Sesler kesildi, ışıklar söndü. Serdar o geceyi mutlak
17:38
bir sessizlik ve karanlık içinde yaptığı hatanın pişmanlığıyla geçirdi. Yeniden
17:45
başladı. Bu kez daha kararlıydı. Konuşmayacaktı.
17:50
Ne olursa olsun. 50 gün kilerdeki hava aniden buz kesti.
17:57
Serdar'ın nefesi önünde küçük bir bulut oluşturdu. Işıklı geri döndü ama
18:03
bu kez dağınık değillerdi. Odanın ortasında toplanmaya, yoğunlaşmaya bir
18:09
şekil almaya başladılar. Karanlık bir girdap gibi büküldü ve sonra karşısında
18:15
duruyordu. Bir kadındı ya da bir kadına benziyordu. Saçları ay ışığı altında ipek sarısıydı.
18:23
Oysa kilerde ay ışığı yoktu. Gözleri zümrüt yeşiliydi ve içeriden doğaüstü
18:29
bir ışıkla parlıyordu. Üzerindeki elbise sıvı bir duman gibi etrafında
18:34
dalgalanıyordu. Güzeldi. Korkunç derecede güzeldi ve
18:39
insan değildi. Serdar'ın aklı yerinden oynayacak gibi oldu ama bağırmadı.
18:45
Sadece baktı. Varlık ağzını açmadan konuştu. Sesi Serdar'ın zihninin içinde
18:51
yankılandı. Binlerce kırık camın şıngırtısı gibi ama aynı zamanda baştan
18:56
çıkarıcı bir melodiydi. Ona ne istediğini sordu. Serdar'ın dili çözülmüştü ama konuşmaya korkuyordu.
19:03
Düşünce yoluyla cevap verdi. İlim öğrenmek istiyorum. Yeşil gözler kısıldı.
19:11
Varlık gülümsedi ama bu bir insanın gülümsemesi değildi. Çok fazla dişi vardı.
19:17
Senin niyetini biliyorum. Senin derdin ilim değil. Sen o kadından intikam almak
19:24
istiyorsun. Sesi şimdi daha keskindi. Serdar dona kaldı. Yalan söyleyemezdi.
19:31
Bu varlık onun ruhunun en karanlık köşesini görüyordu. Gelen cin Serdar'ın
19:37
önünde yavaşça süzüldü. Soğukluğu Serdar'ın yüzüne çarptı.
19:42
Senin rehberin olabilirim. Sana ilmin en derinlerini öğretebilirim.
19:48
Hizmetine girebilirim. Ama bir sınavı geçmen gerek ve şimdi o sınavdasın.
19:56
Varlık durdu. Serdar'ın gözlerinin içine baktı. İki seçeneğin var Ademoğlu. Ya ilmi
20:04
seçeceksin ve intikamdan sonsuza dek vazgeçeceksin ya da intikamı seçeceksin. Eğer intikam
20:13
istiyorsan şu an senin için alırım. O kadını ve kocasını güneş doğmadan bu
20:20
dünyadan silerim. Ama karşılığında bu ilimden bir ömür boyu nasibini almazsın.
20:27
Gördüğün her şeyi unutursun. O kafeye, o yağ kokusuna geri dönersin. Seçimini
20:34
yap. Serdar'ın beyni hızla çalışıyordu. İntikam hemen şimdi kulağı çok tatlı
20:42
geliyordu. Ama ya sonrası tekrar o çaresizliğe dönmek mi? Hayır. Eğer ilmi
20:49
öğrenirse intikamını kendi alabilirdi. Hem de istediği gibi yavaş yavaş acı
20:55
çektirerek. Üstelik bu işten para da kazanabilirdi. O zengin tekstilciden
21:00
bile daha zengin olabilirdi. Elim diye fısıldadı. İlim öğrenmek istiyorum.
21:07
Cin ona inanmamıştı. Yüzü insanüstü bir hayal kırıklığıyla kasıldı.
21:13
Yalan söylüyorsun. Kalbin nefretle dolu ama seçimini
21:19
yaptın. Varlık parmağını kaldırdı. Parmağının ucunda yeşil bir alev yandı.
21:25
O halde yeminin başlasın. Eğer ilmi öğrendikten sonra bu gücü o
21:34
kadından intikam almak için kendin kullanırsan
21:40
sana ve soyuna bu dünyada huzur vermeyiz. Yemin et.
21:46
Serdar o an güç zehirlenmesinin ilk tadını almıştı. Bu varlığa bile yalan söyleyebileceğini sandı. Yemin ederim
21:54
dedi. İntikamdan vazgeçtim. Sadece ilim istiyorum. Yeşil gözlü Cin bir an daha
22:01
ona baktı. Sonra yavaşça geldiği gibi ışıkların içinde eriyerek kayboldu.
22:06
Kiler tekrar karanlığa ve soğuğa gömüldü. Ama bir şey farklıydı. Serdar
22:12
80 günü bu şekilde tamamladı. Kalan 30 gün boyunca o cin ona her gece geldi.
22:18
Ona isimleri öğretti. tılsımları, gölgelerin arasındaki geçitleri
22:24
gözlerini kapattığında artık karanlığı değil dünyanın ötesini görüyordu.
22:29
İnsanların auralarını, evlerine musallat olmuş varlıkları, toprağın altındaki
22:35
saklı şeyleri. 80 günün sabahında kilidin sesi duyuldu.
22:40
Kapı açıldı. Cevat Hoca elinde bir fenerle duruyordu. Serdar'a baktı.
22:47
Aylardır yıkanmamış, saçı sakalı birbirine karışmış, bir deri bir kemik kalmış bu adama baktı. Ama Serdar'ın
22:54
gözleri, gözleri artık aynı gözler değildi. Serdar ayağa kalktı. Artık
23:01
hizmetlileri vardı. Göremediği ama varlığını hissettiği hizmetliler.
23:07
Cevat Hoca gülümsedi. "Perde kalktı." dedi. Serdar bir süre daha Cevat
23:12
Hoca'nın yanında kaldı ama artık çırak değildi. O artık bir bakımcı olmuştu.
23:19
Gelen insanların sorularına gözlerini kapatarak cevap veriyordu. Dertlerini,
23:24
sıkıntılarını, evlerindeki musibetleri anlıyor, Cevat Hoca'ya anlatıyordu.
23:30
Cevat Hoca'nın yükünü hafifletiyordu. Çünkü bu işler çok fazla enerji isteyen
23:36
işlerdi. Cevat Hoca bakımlardan gelen paranın çoğunu Serdar'a bırakıyordu.
23:41
Serdar'ın hayatında her şey yolundaydı. para kazanıyordu. Güçlüydü. Saygı
23:48
görüyordu. Ama içindeki o soğuk nefret ateşi sönmemişti. Sadece doğru zamanı
23:53
beklemişti. Verdiği yemini çoktan unutmuştu ya da unutmayı seçmişti.
24:00
Serdar Cevat Hoca'nın yanından ayrılıp şehre geri döndü. Ama o eski küf kokulu
24:05
odasına değil, kazandığı parayla temiz bir apartman dairesi tutmuştu. Artık o
24:10
insanların önünde eğildiği Serdar hocaidı. Güç bir zehir gibi damarlarında dolaşıyordu. Yazdığı muskalar tutuyor.
24:18
Söylediği her şey çıkıyordu. İnsanların gizli günahlarını, korkularını ve
24:23
arzularını bir kitap gibi okuyordu. Bu güç onu kibirden kör etmişti. Kilerde
24:30
verdiği yemin o zümrüt gözlü varlığın tehdidi uzak bir kabus gibi silinip
24:35
gitmişti. Artık korkmuyordu. Ne Cevat Hoca'dan ne de ona rehberlik eden o
24:41
cinden. Kendini dokunulmaz sanıyordu ve Ayşe'ni hatırladı. Nefreti onca zaman ve
24:48
güce rağmen bir an bile azalmamıştı. Şimdi intikamını en ince ayrıntısına
24:54
kadar planlayarak alacaktı. İlk işi Ayşenle kocasının arasını
24:59
bozmaktı. Gecenin bir yarısı odasının ortasına oturdu. Eline bir kağıt aldı. Ve üzerine
25:07
iki isim yazdı. Ayşen ve kocası. İsimlerin arasına soğukluk ve nefret
25:14
getiren tılsımları çizdi. Hizmetine verilmiş olan o görünmez varlıklara, o
25:19
cinlere emretti. "Gidin!" dedi fısıltıyla. "Aralarına girin.
25:25
Birbirlerine baktıklarında sadece tiksinti görsünler. Sözleri birbirine zehir olsun."
25:31
Serdar gözlerini kapattığında olanları görebiliyordu. Ayşe'nin lüks evindeydi.
25:38
Kocası Ayşen'e gülümsüyordu ama Ayşen kocasının yüzünde iğrenç bir yaratık
25:43
görüyordu. Adamın sesi kulağına çivi gibi batıyordu. O gece evde ilk büyük
25:49
kavga çıktı. Hiç yoktan bir bardak su yüzünden. Serdar gülümsedi. Bu daha
25:55
başlangıçtı. İkinci aşama huzursuzluktu. Serdar kendi yaşadığı o kara basan
26:02
gecelerini hatırladı. Ayşen de aynısını yaşamalıydı. Onun için özel bir muska
26:07
hazırladı. Gece yarısı Ayşe'nin adını anarak en karanlık hizmetlilerini onun
26:13
üzerine saldı. Ayşe'nin evinde huzur kalmadı. Kadın
26:19
geceleri çığlıklarla uyanmaya başladı. Göğsünde bir ağırlık hissediyor, nefes
26:24
alamıyordu. Evde yalnızken odanın köşelerinde gölgelerin hareket ettiğini
26:29
görüyordu. Kocası ona, "Aklını kaçırıyorsun." diyordu. Kavgalar artık
26:36
her gün, her saatti. Sırada üçüncü ve son aşama vardı. Kendini özletmek ve
26:43
tekrar aşık etmek. Kara sevda. Bu en tehlikeli, en karmaşık büyüydü. kendi
26:50
kanından bir damlayı özel bir mürekkeple karıştırdı. Ayşe'nin rüyalarına girmek
26:56
için ona rehberlik eden o sarı saçlı cinden öğrendiği en derin ilmi kullandı.
27:01
Bu yemini doğrudan çiğnemekti. O cinden öğrendiği gücü yasaklanmış bir amaç için
27:07
kullanıyordu ama umrunda değildi. Ayşen artık kocasından tamamen soğumuştu.
27:14
Sürekli kavga ediyorlardı ve her kavgadan sonra o dayanılmaz yürek
27:19
sıkıntısı geliyordu. Yalnız kaldığı anlarda aklına Serdar gelmeye başladı.
27:25
Serdar'ın ahı tuttu diye düşünüyordu. Vicdan azabı büyünün gücüyle
27:31
birleşmişti. Rüyalarında sürekli Serdar'ı görüyordu. Eski mutlu günlerini, Serdar'ın ona nasıl sevgiyle
27:39
baktığını. Serdar Ayşe'nin içindeki pişmanlığı kendi elleriyle ilmek ilmek
27:44
örüyordu. Ayşe'nin onu özlemesini, ona muhtaç olmasını sağlıyordu ve bir gün
27:51
beklediği telefon geldi. Telefonun ekranında Ayşen yazıyordu. Serdar
27:56
açmadan önce uzun bir süre bekledi. O anın tadını çıkardı. "Efendim?" dedi.
28:02
Sesi soğuk ve mesafeliydi. Telefondan bir hıçkırık sesi geldi.
28:08
Ayşen ağlıyordu. "Serdar, ben çok pişmanım." dedi. "Ne olur affet beni.
28:14
Ben sensiz yapamıyorum. O adamdan nefret ediyorum. Senden başka kimsem yok."
28:19
Serdar'ın yüzüne zalim bir tebessüm yayıldı. "İntikamın ilk meyvesi ne kadar da tatlıydı." "Ondan boşan." dedi
28:27
Serdar. Sesi kesindi. "Boşanırsa seni kabul edeceğim. Telefon kapandı. Serdar zafer
28:34
sarhoşuydu. Güçlüydü. Kazanmıştı. Kilerdeki o çaresiz adamdan eser
28:40
kalmamıştı. Kısa bir süre sonra Ayşen kocasından boşandı. Gerekçe şiddetli
28:47
geçimsizlik ve aile içi huzurun bozulması. Ayşen o lüks evden üzerindeki
28:54
kıyafetlerle çıkmıştı. Çok beklemeden evlendiler. Serdar intikamının ikinci
28:59
aşaması için sabırsızlanıyordu. Ayşeni geri kazanmıştı. Şimdi sıra onu yavaş yavaş
29:05
delirtmekteydi. Serdar amacına henüz ulaşmamıştı. Ayşen'le evlenmek intikamın sonu değil
29:12
asıl acının başlangıcıydı. Ayşe'i günden güne delirtiyordu.
29:17
Evlilikleri sevgi üzerine değil Serdar'ın özenle inşa ettiği bir dehşet tiyatrosu üzerine kuruluydu. Ayşen yeni
29:26
evlerinde asla yalnız kalamıyordu. O yalnız kaldığında ev canlanıyordu.
29:31
Duvarda gölgeler görmeye başladı. İnsan siluetleri değil daha çok. Böceksi, çok
29:38
bacaklı, duvarda gezinen karaltılar. Mutfakta bıraktığı bardaklar o arkasını
29:43
döndüğü an tuzla buz oluyordu. Evde sürekli bir şeyler bozuluyor, kırılıyor
29:48
ve yanıyordu. Bir gece mutfak havlusu ocağın yanından metrelerce uzakta
29:54
olmasına rağmen aniden alev aldı. Serdar bütün bunları soğukkanlılıkla izliyordu.
30:00
Ayşen ağlayarak ona koştuğunda, "Stestendir Ayşen. Çok şey yaşadın. Psikolojin bozuldu." diyordu. Ona
30:07
sakinleştirici ilaçlar alıyor, onu bir akıl hastası olduğuna ikna ediyordu. Ayşe'nin acı çekmesi Serdar'ın içini
30:15
garip bir huzurla dolduruyordu. O kafedeki aşağılanmışlığı, reddedilmişliği ancak Ayşe'nin bu
30:21
çaresizliğini görerek bastırabiliyordu. Serdar o kadar abarttı ki artık Ayşe'nin
30:27
akıl sağlığı iyice bozulmaya başlamıştı. Kadın kendi kendine konuşuyor, boş
30:32
koridorlara bakıp "Beni rahat bırakın." diye bağırıyordu. Serdar ona ilim
30:38
öğreten Cin'e verdiği sözü çoktan unutmuştu. Gücünün sarhoşluğundaydı
30:43
ama birileri unutmamıştı. Bir akşam telefonu çaldı. Arayan Cevat Hoca'nın köyündendi.
30:50
Serdar'ın kalbine soğuk bir ürperti yayıldı. "Serdar hoca." dedi hattai.
30:55
Titre ses. "Kötü bir haberim var Cevat hocam. Cevat hocamızı kaybettik.
31:00
Serdar nasıl diye sordu. Ahırda ahırda bulduk. Vardığımızda keçilerin tasması
31:07
vardı boynunda. Hiçbir sebep yokken neden yaptı bunu bilmiyoruz. Dün akşam turp gibiydi. Gece ahıra gitmiş. Sabah
31:14
orada bulduk. Telefon Serdar'ın elinden kayıp düştü. Serdar bu olaydan sonra
31:20
korkmaya başladı. Cevat Hoca yıllarını bu işe vermiş. Hüddam ilminin
31:25
zirvesindeki adam. Neden böyle bir şey yapsın ki? Neden gecenin bir vakti
31:30
ahırda kendine bunu yapsın? Cevat Hoca'nın bu dünyadan ayrılışı göründüğü gibi değildi. Bu bir hesaplaşmaydı. Bu
31:38
bir intikamdı. Kilerde duyduğu o sesi hatırladı Serdar. Eğer ilmi öğrendikten sonra bu gücü o
31:47
kadından intikam almak için kendin kullanırsan
31:52
sana ve soyuna bu dünyada huzur vermeyiz. Yemin et.
31:59
Korku ilk kez kibrini delip geçmişti. Hemen o gece kendisine rehberlik eden o
32:05
sarı saçlı cini çağırmaya çalıştı. Zikirleri çekti, sembolleri çizdi. Cevap
32:10
yoktu. Hizmetindeki diğer cinleri çağırdı. Sessizlik. Serdar ilk defa
32:16
gerçekten yalnızdı. Güçleri gitmemişti ama koruması gitmişti. Yemini bozmuştu
32:22
ve şimdi borcunu ödemek zorundaydı. O gece karısı Ayşen yatakta tek oturuyor,
32:27
kendi kendine konuşuyor ve gülüyordu. Serdar onu izlerken dehşete kapıldı.
32:33
Ayşen boş duvara bakıyor. Sanki biriyle sohbet ediyormuş gibi başını sallıyor ve kıkırdıyordu.
32:39
Serdar yorganın altına sinip uyumaya çalıştı. Tam uykuya dalacakken yatağın
32:44
sarsılmasıyla irkildi. Gözlerini açtığında Ayşe'nin göğsünün üzerinde
32:50
oturduğunu gördü. Ama bu Ayşen değildi. Gözleri tamamen siyahtı. Yüzü tebeşir
32:57
gibi beyazdı ve korkunç bir öfkeyle kasılmıştı. Ayşen insanüstü bir güçle elleriyle
33:04
Serdar'ın boğazına yapıştı. Serdar nefes alamıyor, çırpınıyordu. Sonra Ayşen
33:10
konuştu ama ses onun sesi değildi. Kilerin karanlığından gelen o binlerce
33:17
kırık cam şıngırtısıydı. O zümrüt gözlü cinin sesiydi.
33:22
Biz sana demedik mi? Ne oldu? Ne çabuk unuttun verdiğin sözleri.
33:30
Bak Cevat hocan da gitti. Seni kim koruyacak?
33:35
Varlık Serdar'ın boğazını bıraktı. Serdar öksürerek nefes almaya çalışırken
33:40
Ayşe'nin bedenindeki o şey kulak tırmalayıcı tiz bir kahkaha attı.
33:48
Ayşen yataktan kalktı ve dans eder gibi sekerek tuvalete gitti. Kapıyı arkasından kapattı. Serdar hayatında ilk
33:57
defa tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Bu o kafedeki çaresizlikten
34:02
farklı bir korkuydu. Bu ruhunun çekildiğini hissettiği mutlak bir dehşetti. Konuşan karısı Ayşen değildi.
34:11
Konuşan ilim öğrenirken söz verdiği cindi. Cin sözünü tutmuştu. Artık geri
34:17
dönüş yoktu. Serdar yatakta kas katı kesilmiş, nefesini tutmuş bir halde
34:22
bekliyordu. Gözleri tuvalet kapısına kilitlenmişti. Ayşe'nin kahkahaları sessizliğe gömülmüştü. Bu sessizlik o
34:31
kahkahalardan daha tekinsizdi. Ev bir mezar gibi sessizleşmişti.
34:36
Serdar korku içinde karısı Ayşe'nin yatağa gelmesini beklerken mutfak tarafından bir ses duydu. Bir sandalye
34:44
sesi. Önce bir gıcırtı, sonra sert bir sürtünme sesi ve ardından boğuk bir güm.
34:52
Serdar iyice korkmaya başladı. Titreyerek yataktan kalktı. Boğazındaki
34:57
parmak izleri yanıyordu. Koridora çıktı. "Ayşen." dedi fısıltıyla. Cevap yoktu.
35:04
Tuvaletin kapısı aralıktı. İçerisi karanlıktı. Ayşen yavaşça mutfağa doğru yürüdü. Her
35:12
adımı gıcırdayan parkelerde bir asır gibi sürüyordu. Mutfak kapısına geldiğinde gördüğü manzarayla kanı
35:19
dondu. Ayşen de canına kıymıştı. Mutfaktaki bir sandalye devrilmişti.
35:25
Ayşen tavandaki lamba kancasını kullanarak tıpkı Cevat Hoca'nın yaptığı şeyi yapmıştı. Rahmetli olmuştu.
35:33
Boynunda bir ip vardı. Bedeni odanın ortasında hafifçe sallanıyordu. Gözleri
35:39
açıktı ve kapıya Serdar'a bakıyordu. Yüzünde o korkunç kahkahadan kalma bir gülümseme donup kalmıştı. Serdar geriye
35:47
doğru sendeledi. Midesi kasıldı. Bu olamazdı. Bu planın bir parçası değildi.
35:54
Panik beynini yiyip bitiriyordu. Aklına bir an annesi ve babası geldi. Onları
35:59
korumalıydı. O varlık sana ve soyuna demişti. Titriyen elleriyle telefonunu
36:05
buldu. Annesini aradı. Telefon çaldı. Çaldı açan olmadı. Babasını aradı. Açan
36:12
olmadı. Serdar bir çığlık attı. Ayşe'nin cansız bedenini evde bırakarak gecenin
36:18
karanlığına fırladı. Merdivenlerden ikişer ikişer indi. Sokak kapısını çarparak açtı. Annesiyle babasının
36:26
yaşadığı eve doğru koştu. Sokaklar bomboştu. Şehir onun bu kabusu için
36:31
boşaltılmış bir sahne gibiydi. Nefes nefese ailesinin apartmanına
36:37
daldı. Kapılarına geldi. Kapıyı çaldı, yumrukladı.
36:45
Anne, baba, açın kapıyı.
36:50
Açan olmadı ama içeriden sesler geliyordu. Annesinin ve babasının
36:56
konuşmalarını duyuyordu. Boğuk, uzaktan gelen seslerdi ama konuşuyorlardı.
37:03
"Anne, duyuyorum sizi. Açın şu kapıyı." diye bağırdı Serdar. Kimse kapıyı
37:09
açmıyordu. İçerideki sesler de aniden kesildi. Serdar'ın aklına Bodrum'da eski
37:16
bir ayakkabı kutusunda sakladıkları yedek anahtar geldi. Hızla aşağı indi.
37:21
Anahtarı buldu ve titreyerek kapı kilidini açtı. Anne
37:26
içerisi zifiri karanlıktı ve o koku vardı. Ayşe'nin evindeki o yanık
37:32
tekinsiz koku değil. Bu çürümüş et ve ozon kokusuydu. Serdar salona doğru
37:38
yürüdü. Işığı açtı. Babası ve annesi salonun ortasında duruyorlardı ama
37:44
durmuyorlardı. Ayakları yerden kesilmiş bir şekilde havada asılıydılar. Tıpkı Ayşen gibi.
37:51
Gözleri açık, ağızları son bir şaşkınlık anında donmuştu. İkisi de cansız
37:57
bedenlere dönüşmüştü. Serdar'ın içi çekilmeye başladı. dizlerinin üzerine
38:02
çöktü ve daha fazla kendini tutamayıp kustu. Gözyaşları midesindeki asitle
38:08
birlikte halıya dökülüyordu. Tam o sırada bir hareket fark etti.
38:13
Annesinin cansız bedeni yavaşça hareket etmeye başladı. Havada asılı duran
38:19
bedeni bir kukla gibi seyirdi. Başı yavaşça ona doğru döndü. Serdar aklını
38:26
yitirmek üzereydi. Anne diye inledi. Belki de sadece
38:31
kasları seyriyor diye düşündü. Bu şokun bir yan etkisiydi.
38:37
Sürünerek annesine yaklaştı. Onu kucağına aldı. Bedeni buz gibiydi.
38:43
Annesi nefes almıyordu ama annesi gözlerini birden açtı. Göz bebekleri
38:49
yerindeydi ve Serdar'a oğluna bakıyorlardı. Sonra o ölü yüzde imkansız
38:57
bir şey oldu. Yüzü tebessüm etmeye başladı. Dudakları kulaklarına doğru
39:03
gerildi. Tıpkı Ayşe'nin son gülümsemesi gibi. Donuk, cansız ama alaycı bir
39:09
tebessüm. Serdar artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlamıştı.
39:14
Korkudan dona kaldı. Çığlık atamadı, hareket edemedi.
39:20
Arkasında ayak sesleri duydu ama dönemedi. Ensesi üşümeye başladı. Sanki salonun
39:26
ortasında soğuk bir rüzgar esiyordu. Tüyleri diken diken oldu. Biri tam
39:32
arkasındaydı. Korkudan dönemiyordu. Kulağında buz gibi bir nefes hissetti.
39:38
Sonra bir ses. Kilerin derinliklerinden gelen verdiği sözü hatırlatırcasına
39:44
Serdar'ı ürperten o ses. İntikamını beğendin mi Serdar hocam? İntikamını
39:51
beğendin mi Serdar hocam? Evet sevgili dostlar Serdar'ın hikayesi
39:58
burada. O karanlık odada son buldu ya da belki de asıl azabı yeni başladı. Kim
40:06
bilir Ayşen'den almak istediği intikam onu kör kuyulara attı. Kibir, intikam
40:12
hırsı ve yasak olana duyulan o tehlikeli merak bir insanın hayatını ve
40:18
sevdiklerini nasıl yok ettiğine hep birlikte şahit olduk. Maalesef Serdar'ın
40:24
intikam ateşi onu bir ömür sürecek olan ızdıraba mahkum etti.
40:30
Artık bir ömür boyunca herkesin göremediği varlıkların cinlerin oyuncağı oldu. Bu tekinsiz yolculukta sonuna
40:38
kadar bizimle kaldığınız için teşekkür ederiz. Şimdi mikrofonu size uzatıyoruz.
40:44
Bizleri hangi ülkeden ve hangi şehirden takip ettiğinizi, hikayemizle ilgili
40:49
görüşlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlarda mutlaka yazın. Sizin düşünceleriniz anlatacağımız yeni
40:57
hikayelere yön veriyor. Bir sonraki yaşanmış gerçek hikayede görüşmek üzere.
41:02
Kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın sevgili dostlar.
41:22
Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına abone olmayı ve videoyu beğenmeyi ihmal etme.
#People & Society

