https://www.youtube.com/channel/UCo9ddb8lwd14du_CW5jzmig?sub_confirmation=1
Babasının evinde "mal" gibi görüldü, "başlık parası" için satılmak istendi. Kurtuluş sandığı evlilik ise daha büyük bir cehennem oldu. Bu, şiddet sarmalından kaçıp küllerinden doğan bir kadının yaşanmış gerçek hikayesi.
Meryem, Anadolu'nun küçük bir kasabasında, baskıcı babasının zulmü altında büyüdü. Tek kurtuluşu evlilikti ama kocası, onu daha derin bir karanlığa sürükledi. Yıllarca süren koca şiddeti, aşağılanma ve ekonomik zulüm, bir gece oğlunun acımasızca dövülmesiyle dayanılmaz bir hal aldı. Çocuklarını korumak için her şeyi göze alan Meryem, o evden kaçmaya karar verdi.
Bu duygusal hikayede, bir annenin evlatları için verdiği inanılmaz mücadeleye, boşanma kararına, sığındığı karakollara, sığınma evinde yaşadıklarına ve ölümle burun buruna gelmesine şahit olacaksınız.
Sıfırdan başlayan bu güçlü kadın hikayesi, bir dikiş makinesiyle kendi ekonomik özgürlüğünü nasıl kazandığını ve yıllar sonra o zalim baba ile kocanın karşısına nasıl çıktığını anlatıyor.
Peki, sizce insan en çok kimden koruma bekler? Ailesinden mi? Eşinden mi?
Hikayemizi beğendiyseniz videomuzu beğenmeyi ve kanalımıza ABONE olmayı unutmayın.
Bizleri hangi ülkeden ve hangi şehirden takip ettiğinizi, hikayemiz ile ilgili görüşlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlarda mutlaka yazın. Sizin düşünceleriniz bizim için çok değerli.
Bir sonraki yaşanmış gerçek hikayede görüşmek üzere...
#YaşanmışHikayeler
#DuygusalHikayeler
#HayatHikayeleri
#İbretlikHikayeler
#AileDramı
#GüçlüKadın
#BaşarıHikayesi
#SıfırdanBaşlamak
#EkonomikÖzgürlük
#BabaEvi
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Sen kadınsın. Otur evinde diye hayatı karanlık bir ormana hapsedilmiş kadınların ne hissettiğini anlayabilir
0:07
misiniz? Hiç düşündünüz mü? Bir baba kendi öz kızını bir mal olarak görebilir
0:13
mi? Kendinizi genç bir kadının yerine koyun. Babanız sizi sırf başlık parası
0:18
alabilmek için hiç tanımadığınız bir adama satmaya çalışsaydı ne yapardınız? Peki bu cehennemden kurtulmak için
0:25
sığındığınız, "Seni kurtaracağım" diyen eşiniz babanızdan daha zalim çıksaydı,
0:31
şiddetten kaçarken daha korkunç bir şiddetin tam ortasına düşseydiniz, insan
0:36
kendi öz evladını, küçücük bir çocuğu acımasızca falakaya yatırabilir mi?
0:42
Böyle babalık olur mu? Böyle eş olur mu? Maalesef bazılarımız bu acıları en
0:47
derinden hissediyor. Sevgili dostlar bu hikayemizde babasının evindeki esaretten
0:53
kocasının evindeki cehenneme sürüklenen bir kadının Meryem'in hayatta kalma mücadelesine şahit olacağız. Meryem
1:01
çocuklarını da alıp o şiddet dolu evden kurtulabildi mi? Yıllar sonra o zalim babanın ve kocanın karşısına nasıl çıktı
1:08
dersiniz? İşte tüm bunları hep birlikte öğreneceğiz sevgili dostlar. Bu hikayemizle ilgili duygularınızı bizleri
1:15
hangi ülkeden ve hangi şehirden takip ettiğinizi mutlaka yazın, olur mu? Ayrıca yorumlarda dertleşmek isterseniz
1:22
doğru yerdesiniz. Eğer hazırsanız hikayemize geçebiliriz. İyi seyirler.
1:30
[Müzik]
1:39
Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına abone olmayı ve videoyu beğenmeyi ihmal etme.
1:45
[Müzik] Anadolu'nun tozlu yollarında güneşin
1:52
bile ısıtmaya çekindiği taştan evlerin birbirine sokulduğu küçük bir kasabada hayat Meryem için ağır bir yüktü.
1:59
Evlerin pencereleri sokağa değil içerideki karanlığa bakardı. Meryem'in
2:04
yaşadığı ev bu karanlığın tam da ortası gibiydi. Altı kardeşin en büyüğüydü.
2:11
Omuzlarındaki yük yaşından çok daha ağırdı. Henüz 18'indeydi ama
2:16
gözlerindeki keder onu 30'unda gösteriyordu. Babası Halil kasabanın en sert, en
2:23
acımasız adamı olarak bilinirdi. Adımları yeri titretir, sesi, duvarları
2:28
çatlatırdı. Halil için dünya onun emirlerinden ibaretti. Kadınlar,
2:35
çocuklar ve özellikle de Meryem bu emirlerin sessiz köleleriydi.
2:40
Meryem'in çocukluğu avluda yankılanan tokat sesleri, kemer şakırtıları ve kız
2:46
kısmı diye başlayan aşağılamayla biten cümlelerle geçmişti. Bu evde nefes almak
2:52
bile izne tabiydi. Halil Meryem'in dışarı çıkmasını yasaklamıştı. Arkadaş
2:57
edinmesi düşünülemezdi bile. En büyük suçu ise kitap okuma arzusuydu. Bir
3:03
keresinde pazardan dönen komşunun elinden düşen bir gazete sayfasını gizlice odasına sokmuştu. Babası o kağıt
3:10
parçasını bulduğunda evde kıyamet kopmuştu. O gece yediği dayak Meryem'in
3:17
sadece bedenini değil ruhunu da morartmıştı. Okuyup da ne olacaksın? Senin yerin
3:23
burası. Ben ne dersem o okumaya gidip de namusumuza leke getirme diye bağırmıştı
3:29
Halil annesi adı vardı ama varlığı yoktu. Sessiz bir gölgeydi. O da
3:37
kocasının şiddetinden payına düşeni alır, sonra bir köşeye çekilip sessizce ağlardı. Çocuklarını korumaya gücü
3:45
yetmezdi. Koruyamadıkça daha da sessizleşir, sessizleştikçe daha görünmez olurdu. Meryem annesinin bu
3:52
çaresizliğine baktıkça kendi kaderinden daha çok korkardı. Annesi gibi olmak
3:57
sessizce çürümek istemiyordu. Meryem evin tüm işini yapar, kardeşlerine bakar. Babasının öfkesini en çok o
4:05
göğüslerdi. Geceleri herkes uyuduktan sonra ay ışığının vurduğu küçük pencerenin önünde
4:11
oturur, dışarıdaki hayatı hayal ederdi. Özgürlüğü değil, sadece başka bir
4:17
hayatı, nefes alabildiği bir yeri. 18 yaşına bastığı gün evde bir kutlama
4:23
olmadı. Sadece babasının bakışları değişti. Artık ona bir yük gibi değil
4:29
satılacak bir mal gibi bakıyordu. Meryem babasının planlarını duyuyordu.
4:34
Onu en yüksek başlık parasını verene satacaktı. Bu düşünce babasının tokadından daha çok acı veriyordu. Artık
4:42
tek bir düşüncesi vardı. Bu evden kurtulmak. Nasıl olursa olsun. Zaman su
4:48
gibi akıp geçerken babasına göre Meryem'in yaşı da geçiyordu. İlk zamanlar Meryem'e çok başlık parası
4:55
teklif ettiler ama babası parayı az bulduğu için Meryem'i vermedi. Meryem'in
5:00
yaşı büyüdükçe ise artık eskisi gibi istemeye gelen de olmuyordu. Babasına
5:05
göre artık Meryem elden çıkarılması gereken biriydi ve bir gün kurtuluş en
5:10
beklemediği anda kasabanın pazar yerinde karşısına çıktı. Kardeşine ekmek almak
5:16
için annesinden zar zor izin kopardığı bir gün Rafet'i gördü. Rafet kendisinden
5:23
12 yaş büyüktü. Kırkına merdiven dayamış, yorgun bakışlı bir adamdı. Ama
5:28
Meryem'e gülümsemişti. O güne kadar bir erkeğin ona öfke ya da arzu dışında bir
5:33
duyguyla baktığını görmemişti. Rafet'in gülümsemesi kibar gelmişti. Rafet
5:39
Meryem'in durumunu biliyordu. Kasabada Halil'in zulmünü bilmeyen yoktu. Birkaç
5:45
kez daha gizlice karşılaştılar. Rafet ona, "Seni bu cehennemden kurtarırım." dedi. "Benimle evlen. Sana
5:53
el kaldırmam. Rahat edersin. Meryem'in başka şansı yoktu. Babasının bulacağı
5:58
adam muhtemelen Rafet'ten daha yaşlı, daha zengindi belki ama sonuç
6:03
değişmeyecekti." Rafet ona bir seçenek gibi görünmüştü. O bir kurtuluş biletiydi. Eve döndüğünde
6:11
babasına Rafet'in adını verdi. Halil önce öfkelendi. Rafet'in 5 kuruşu
6:17
olmadığını biliyordu. Ama Rafet Halil'in istediği başlık parasını ödemeyi kabul etti. Paranın bir kısmını borç bulmuş,
6:25
kalanını sonra ödeyeceğim." diye söz vermişti. Halil kızından kurtulacağı ve
6:30
üstüne para alacağı için kabul etti. Düğün olmadı. Meryem bir gece yarısı
6:36
küçük bir bohçayla babasının evinden ayrıldı. Ağlamadı. Sadece arkasına
6:41
baktı. Annesi pencereden sessizce onu izliyordu. İkisi de tek kelime etmedi.
6:48
Meryem o gece bir hapishaneden diğerine adım attığını bilmiyordu. Sadece kurtulduğunu sanıyordu. Rafet'in evi
6:56
babasının evinden daha küçük, daha nemli ve daha karanlıktı. İlk birkaç gün bir
7:02
rüya gibiydi. Rafet ona el kaldırmadı. Meryem hayatında ilk kez bir erkeğin
7:08
yanında korkudan titremeden oturdu. Sabahları ona kahvaltı hazırladı. Evi
7:13
temizledi. Ama bu sahte bahar bir haftadan az sürdü. Rafet'in kurtarıcı
7:19
maskesi evliliğin ilk haftasında çatladı. Rafet işsizdi. Kasabanın
7:25
kahvehanesinde gün boyu oturan, akşama doğru eve dönen, hayattan hiçbir beklentisi olmayan öfkeli bir adamdı.
7:32
Meryem'in babasının evinden getirdiği o küçük bohçadaki 3 be kuruşu hemen elinden aldı. Kısa süre sonra Rafet'in
7:40
gerçek yüzü ortaya çıktı. Babasının şiddeti ne kadar gürültülü ve öfke doluysa Rafet'in şiddeti o kadar sinsi
7:47
ve aşağılayıcıydı. Kıskançlık onun en büyük bahanesiydi.
7:52
Meryem pencereden dışarı baksa, "Kime bakıyorsun diye sorardı. Pazara gitmek
7:58
istese, "Ne işin var senin pazarda? Kır dizini otur evinde." derdi. Meryem
8:04
Halil'in evinden kaçmıştı ama şiddet başka bir isimle, başka bir yüzle yeniden karşısındaydı.
8:11
Rafet onu dövmeye başladı. Önce tokatla başlayan şiddet günler geçtikçe
8:16
tekmelere, yumruklara dönüştü. Meryem'in sessizliği Rafet'i daha da çıldırtıyordu.
8:22
Konuşsana dilini mi yuttun?" diye bağırırdı. Meryem konuşsa bana cevap mı
8:28
veriyorsun? Diye daha çok vururdu. Meryem bu yeni hapishaneden de kaçmanın bir yolunu aradı. Çalışmak istedi. Evde
8:36
otura otura canım sıkılıyor. Temizliğe giderim, dikiş dikerim. Eve katkımız olur." dedi. Rafet önce güldü. "Benim
8:44
karım çalışmaz. Arkamdan laf dedirtmem ben. Hem ar var, namus var. Sen kadın
8:50
kızmısın." dedi. Ama evde yiyecek bir şey kalmadığında Meryem'in çalışmasına geçici olarak izin verdi. Meryem
8:58
kasabanın zengin evlerine temizliğe gitmeye başladı. Kazandığı her kuruşu eve geldiği an Rafet elinden alıyordu.
9:05
Parayı alır, kahvehaneye borçlarını ödemeye, içki almaya giderdi. Meryem çalıştıkça Rafet daha çok tembelleşti.
9:13
Artık iş aramayı tamamen bırakmıştı. En kötüsü akşamlarıydı. Rafet kahvehanedeki arkadaşlarını eve
9:20
toplamaya başladı. Evdeki tek göz odaya bir sofra kurulurdu. Meryem sabahtan
9:26
akşama kadar temizlikten yorgun argın dönmüşken bu adamlara hizmet etmek zorundaydı. Onların içki bardaklarını
9:33
doldurur, mezelerini hazırlardı. Adamlar Meryem'e tuhaf gözlerle bakar, laf
9:39
atarlardı. Rafet bu durumdan rahatsız olmaz, aksine gururlanırdı. karısını bir eşya gibi
9:46
sergilemekten hoşlanırdı ve arkadaşlarının yanında Meryem'i aşağılamaktan özel bir zevk alırdı. Yani
9:53
sevgili dostlar, Rafet'in o bahsettiği ar ve namus kafayı çekince birden
9:59
aklından çıkıyordu. İnsan hayat arkadaşına bu eziyeti eder mi hiç? Neyse
10:05
Meryem doldur şu bardakları. Ağır vasıta gibi yürüme. İkinci vitesle kalk şu
10:10
yokuştan. Ne uyussun sen ya? Hadi bak işte. Bu yemek de olmamış. Benim karım
10:17
böyledir. Elinden bir iş gelmez. Anası da bu karıya bir şey öğretmemiş.
10:22
Sana diyorum. H. Duymuyor musun? Sağır mısın be kadın? Meryem gözyaşlarını
10:28
içine akıtarak sessizce hizmet ederdi tüm hakaretlere rağmen. Her hakaret
10:34
ruhuna atılan bir çentikti. Adamlar gittikten sonra ise asıl cehennem
10:39
başlardı. Rafet arkadaşlarının yanında biriken öfkesini, kıskançlığını
10:44
Meryem'den çıkarırdı. O adam sana niye öyle baktı? Sen ona gülümsedin mi? Doğruyu söyle. Meryem ne
10:51
dese boştu. Dayak gecenin rutini haline gelmişti. Babasının evinde en azından
10:57
geceleri babası uyuduğunda korkusu azalırdı. Buradaysa gece demek korkunun
11:03
büyümesi demekti. Aylar böyle geçti. Meryem bu evliliğin bir kurtuluş değil
11:09
daha derin bir kuyu olduğunu anlamıştı. Artık hayal kurmayı da bırakmıştı.
11:14
Sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Bir sabah mide bulantısıyla uyandı. Başta
11:20
anlamadı ama günler geçtikçe bedeni ona bir haber veriyordu. Hamileydi. Bunu
11:27
Rafet'e söylediğinde adamın tepkisi tuhaf oldu. Ne sevindi, ne üzüldü.
11:33
Sadece omuz silikti. İyi olacağı buydu. Bir de başımıza bebek çıktı. Şimdi nasıl
11:40
bakacağız demiyor. Hamile kalmış dedi. Meryem için bu hamilelik hem bir umut
11:47
hem de bir korkuydu. Bu cehenneme bir can daha getirecekti. Ama belki de bu
11:52
bebek bir şeyleri değiştirirdi. Belki Rafet baba olunca yumuşardı.
11:58
Meryem yanılmıştı. Hamileliği ilerledikçe Rafet'in şiddeti azalmadı. Aksine Meryem'in hareketleri
12:06
yavaşladıkça daha çok sinirleniyordu. Tam o sıralarda bir gün Rafet elinde bir
12:12
kağıtla eve geldi. Asker kaçağıydı. Yıllardır bir şekilde saklanmıştı ama
12:17
artık yakalanmıştı. Askeri gitmek zorundaydı. Rafet öfkeliydi. "Senin yüzünden oldu. Uğursuz
12:24
karı." diye bağırdı Meryem'e. "Sen uğursuz geldin." Meryem o an ne hissedeceğini bilemedi. Rafet gidiyordu.
12:32
"Bu bir mola demekti. Ama karnındaki bebeğiyle nereye gidecekti? 5 kuruş
12:38
parası yoktu." Rafet askere gitmeden önceki son gecesinde Meryem'in
12:43
temizlikten biriktirmeye çalıştığı son parayı da alıp gitti. Meryem o küçük
12:48
nemli evde yapa yalnız kaldı. Karnı burnunda, cebinde parası yoktu. gidecek tek bir yeri vardı. Yıllar önce kaçtığı
12:56
o ev babasının evi. Korkarak, utanarak o kapıyı çaldı. Kapıyı annesi açtı.
13:03
Meryem'i o halde görünce sessizce ağlamaya başladı. Halil evdeydi. Kızını
13:08
süzdü. Yüzünde ne bir merhamet ne de bir sevinç vardı. "Geleceğin yer burasıydı."
13:15
dedi. Kocan olacak o serseri başlık parasının kalanını da ödemeden kaçtı.
13:20
Madem geldin borcunu ödeyeceksin. Evet sevgili dostlar Meryem kendi başlık
13:25
parasını da kendi ödeyecekti. Meryem o gece anladı. Hamileliği, acısı,
13:31
yorgunluğu babasının umrunda değildi. O sadece ödenmesi gereken bir borcun teminatıydı.
13:37
Kurtuluş sandığı şey onu başladığı yere daha borçlu bir şekilde geri getirmişti.
13:43
Baba evine dönüş bir sığınma değil esaretin ikinci perdesiydi. Meryem artık
13:49
sadece Halil'in işe yaramaz kızı değil, aynı zamanda kocası asker de başı boş ve
13:54
borçlu bir kadındı. Evdeki diğer kardeşleri büyümüş ama evin havası değişmemişti. Korku hala o evin harcına
14:02
sinmişti. Halil kızının hamile olmasını aldırmadı. "Kocan olacak. O hayırsızın
14:08
borcunu ödeyeceksin." dedi ilk günden. "Madem çalışmaya alıştın, devam edeceksin." Meryem 8 aylık hamile
14:15
haliyle sabahın köründe yollara düştü. Kasabanın en zengin konaklarına temizliğe gidiyordu. Kocaman karnıyla
14:23
yerleri siliyor, merdivenleri çıkıyor, ağır halıları çırpıyordu. Bacakları
14:28
şişiyor, beli kopacak gibi ağrıyordu ama duramazdı. Durursa babasının öfkesiyle
14:34
karşılaşacaktı. Evlerin hanımları ona acıyarak bakıyor, bazen gizlice eline bir parça meyve ya
14:41
da artan yemeklerden veriyorlardı. Meryem o yemekleri yemiyor, eve getirmek
14:46
için saklıyordu. Akşam eve döndüğünde kazandığı o günkü parayı tek bir
14:52
kuruşuna dokunmadan babasının avucuna saymak zorundaydı. Halil parayı alır, sayar ve kuşağına sokardı. Daha yarısı
15:00
bile etmedi. Derdi. O serseri Rafet'in ödemediği başlık parası bu. Madem
15:05
evlendin, bu başlık parası öyle ya da böyle ödenecek. Boşuna mı büyüttüm ben seni?
15:12
Meryem'in canı yanıyordu. Sadece bedeni değil ruhu da acıyordu. Kendi başlık parasını ödüyordu. Kendi kendini satın
15:19
alıyordu. Babasının evinden kurtulmak için evlendiği adamın borcunu yine babasına çalışarak ödüyordu. Bu akıl
15:26
almaz bir kısır döngü değil mi Şami sevgili dostlar? Annesi kızına gizli gizli bakar.
15:33
Geceleri o uyurken sessizce yanına gelir, şişmiş ayaklarına bes sarardı.
15:39
Kızım diye fısıldardı. Dayan, başka çaremiz yok. Meryem'in
15:46
içinde o güne kadar hissetmediği bir şey büyüyordu. Öfke değil, keder değil.
15:53
Sert, soğuk bir kararlılık. Doğacak çocuğu için dayanmak zorundaydı.
15:59
Bu bebek onun bu dünyadaki tek umuduydu. Doğum sancısı bir konağın mutfağında
16:05
yerleri silerken başladı. Evin hanımı onu zar zor bir at arabasına bindirip
16:11
kasabadaki küçük doğum evine yolladı. Meryem ilk oğlunu tek başına dünyaya
16:16
getirdi. Yanında ne Rafet vardı ne de annesi. Oğlunu kucağına aldığında
16:22
hissettiği duygu, yaşadığı tüm acıları bir anlığına unutturdu. Küçük savunmasız
16:28
bir candı. Ona baktı ve yemin etti. Seni koruyacağım." dedi fısıltıyla.
16:36
"Sana asla böyle bir hayat yaşatmayacağım." Hastaneden çıktıktan sadece ü gün sonra
16:42
Halil onu tekrar işe yolladı. "Bebek bahane değil." dedi. Meryem oğlunu
16:48
annesine bırakıp tüm yorgunluğu ve ağrılarıyla tekrar temizliğe gitmeye başladı. Günler, haftalar, aylar geçti.
16:57
Rafet'in askerliğinin bitmesine az kalmıştı. Meryem babasına olan borcunu neredeyse ödemişti. Kazandığı her kuruşu
17:05
kendi özgürlüğünün bir parçası olarak veriyordu. Rafet'in döneceği gün Meryem
17:10
için bir bayram değil, yeni bir kabusun başlangıcıydı. Adam askerden hiç değişmemiş, aksine
17:17
daha da bilenmiş olarak döndü. Meryem'i ve kucağındaki oğlunu gördü. Oğluna şöyle bir baktı. Sevmedi. Meryem'e
17:24
baktı. Yeniden başlıyoruz. Der gibiydi bakışları. Rafet Meryem'i ve oğlunu alıp
17:30
o nemli küçük eve geri götürdü. Halil kızını yollarken memnundu. Borç kapandı
17:36
Rafet. Hadi yine iyisin. Dedi. Meryem babasının evinden ikinci kez ayrılıyordu. İlkinde kurtuluş umudu
17:43
vardı. İkincisinde ise kucağında bir bebekle geri döneceği bir yer olmadığını bilerek gidiyordu. Rafet'in evindeki
17:50
hayat eskisinden de beterdi. Artık evde bir de bebek vardı. Rafet çocuğun
17:55
ağlamasına tahammül edemiyordu. Meryem çocuğunu susturmak için ağzını kapatır, odalarda gizlenerek emzirirdi. Rafet
18:02
hala işsizdi. Meryem'in tekrar çalışmasını istedi. Meryem küçükoğlunu komşusuna bırakıp yine temizliğe gitmeye
18:09
başladı. Ama bu kez bir fark vardı. Kazandığı paranın bir kısmını rafetten gizlemeye başladı. Çocuğunun bezi maması
18:16
için. Bu arada bezi ve maması diyoruz ama aklınıza günümüzdeki gibi bez ve mama gelmesin. Bir bez parçası ve
18:24
muşamba ya da naylon parçasını birleştirip bez diye kullanıyordu Meryem. Aranızda 2000 öncesi çocuk
18:30
büyüten ya da kardeşi olan herkes bilir bu naylon ve bez parçasından yapılan bebek bezlerini. Mama dediğimiz de
18:37
bulamaç. Yani bebeğin yiyebileceği kıvamda hazırlanmış yarı katı yarı sıvı yemek. Tabii bunlar için para olmazsa
18:44
olmazdı. Ayakkabısının altına, yatağın şiltesinin arasına, kavanozların en
18:49
dibine saklıyordu parayı Meryem. Rafet'in ise hiçbir şey umrunda değildi.
18:54
Bu bebeğin altına ne bağlıyorsun? Bu bebeğe ne yediriyorsun?" gibi sorular onun aklına hiç gelmezdi. Rafet
19:00
Meryem'in para sakladığını anladığı anlarda evde kıyamet kopuyordu. Meryem çocuğu zarar görmesin diye hem kendi
19:07
yediği dayaklara hem de Rafet'in hakaretlerine katlanıyordu. Yıllar geçti. Meryem'in ikinci oğlu oldu.
19:14
Evdeki nüfus artmış ama sefalet ve şiddet hiç azalmamıştı. Rafet artık
19:20
sadece Meryem'i değil çocukları da dövmeye başlamıştı. Büyükoğlan babasının o ağır elinden nasibini alıyordu. Meryem
19:28
iki oğlu arasında bir kalkan olmuştu. Bütün darbeleri kendi üzerine çekmeye çalışıyordu. Ama artık yetmiyordu.
19:36
Rafet'in öfkesi Meryem'i aşıp çocuklara ulaşıyordu. Bir gece, o gece Meryem'in
19:42
içindeki o ince sabır ipinin koptuğu geceydi. Rafet yine içkili gelmişti.
19:48
Büyükoğlan babasının istediği suyu getirmekte geciktiği için ortada bir sebep yokken dayak yemeye başladı. Rafet
19:54
hırsını alamadı. Oğlunu yere yatırdı. Ayaklarının altına sopayla vurmaya başladı. falakaya yatırmıştı. Meryem
20:02
çıldırdı. "Dur yapma. Çocuk o diye çığlık attı. Rafet'in üzerine atladı. O
20:09
gece Meryem ilk defa karşılık verdi. Tırnaklarını Rafet'in yüzüne geçirdi.
20:15
Eline ne geçerse fırlattı. Rafet bu beklenmedik direniş karşısında şaşırdı.
20:20
Meryem'i bir kenara itip oğlunu bıraktı. Meryem yerinden kalkamayan oğluna koştu.
20:27
Ayaklarının berbat durumdaydı. Çocuk acıdan bayılmıştı. Meryem oğlunu
20:32
kucağına aldı. O an evladının ayaklarına bakarken bir karar verdi. Bu evde daha
20:38
fazla kalamazdı. Çocuklarını koruyamıyordu. Babasının evinden kaçmıştı. Ama şimdi
20:45
kocasının evinden çocuklarıyla birlikte kaçmak zorundaydı. Artık mesele kurtuluş
20:50
değildi. Mesele hayatta kalmaktı. Oğlunun morarmış ayakları Meryem'in
20:55
kalbine saplanmış bir bıçaktı. O geceden sonra Meryem artık eski Meryem değildi.
21:01
Korkusu yerini soğuk ve keskin bir öfkeye bırakmıştı. Geceleri uyumuyor, plan yapıyordu. Bu evden gidecekti ama
21:08
bu kez hazırlıklı olacaktı. Babasının evine kaçtığındaki gibi çaresiz olmayacaktı. Para biriktirmeliydi.
21:16
Sabahları yine temizliğe gitmeye başladı. Rafet oğlunu dövdüğü geceden sonra Meryem'in bu sessiz ve itaatkar
21:22
halinden memnundu. Onun içindeki fırtınadan habersizdi. Meryem her
21:28
zamankinden daha çok çalışıyordu. Gittiği evlerde artık yemek ya da acıma istemiyordu. Ekiş istiyordu. Bulaşık,
21:36
ütü, ne olursa yapıyordu. Kazandığı parayı rafetten saklama konusunda ustalaşmıştı. Artık eve para getirmiyor.
21:43
Hanım bu ay para vermedi. Haftaya verecek diyor. Yalan söylüyordu. Yalan söylerken yüzü bile kızarmıyordu. Bu
21:50
hayatta kalma mücadelesinin bir parçasıydı. Sakladığı paraları çocuklarının kışlık botlarının içine
21:57
evin dışındaki bir taşın altına gömerek biriktiriyordu. Ama temizlik yetmiyordu. Daha fazlasına ihtiyacı vardı. Bir gün
22:05
temizliğe gittiği evlerden birinin hanımı, "Meryem, sen dikişten anlar mısın? kasabaya yeni bir dikiş kursu
22:11
açıldı. Akşamları gidip öğrenirsin. Belki kendine bir iş kurarsın." dedi.
22:17
Meryem'in gözleri parladı. Akşamları Rafet evde olmazdı. Kahvehanede olurdu.
22:24
"Olur." dedi hemen. O gece Rafet'e, "Aytten komşu akşamları dikiş dikiyor.
22:30
Ben de ona yardım edeceğim. Hem artan kumaşlardan bedavaya çocuklara kışlık bir şeyler dikeriz." dedi. Rafet para
22:38
getirmediği için öfkeliydi ama bedava lafını duyunca dayanamadı ve izin verdi.
22:43
Meryem o akşam kursa yazıldı. Hayatında ilk defa babasının ya da kocasının izni
22:49
olmadan kendisi için bir şey yapıyordu. Kurs onun sığınağı oldu. Makinenin sesi
22:55
içindeki çığlıkları, hakaretleri bastırıyordu. Dikiş dikmeyi hızla öğrendi. İnce nasırlı parmakları kumaş
23:03
üzerinde resmen akıyordu. Kursta kendisi gibi hayatın sillesini yemiş başka
23:08
kadınlarla tanıştı. Ama biri farklıydı. Adı bu hikayede önemli olmayan, bilgili,
23:14
görmüş, geçirmiş bir kadındı. Meryem'in sessizliğini ve gözlerindeki derin acıyı
23:20
fark etmişti. Meryem'le dost oldular. Meryem yavaş yavaş çekinerek de olsa
23:25
derdini anlattı. Bir akşam kurs çıkışı o kadın Meryem'in eline bir kitap tutuşturdu. Kitap eski, kapağı yıpranmış
23:34
bir kitaptı. "Bunu oku." dedi. "Ama evde değil. Burada gizlice oku. Kocan
23:40
görmesin. Meryem babasının evinde yediği dayağı hatırladı. Kitap. Yıllar sonra
23:46
eline bir kitap alıyordu. Korktu ama meraktan daha çok korktu. O gece kursta
23:52
herkes gittikten sonra tek bir lambanın ışığında kitabı açtı. Kitabın ismini
23:57
telif hakları sebebiyle bu hikayede açıklamayacağız. Ama kitabın konusu kadınların erkek egemen toplumdaki yeri,
24:04
kadınların yaşadığı sorunlar ve bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerle ilgiliydi. Meryem okudukça
24:11
dona kaldı. Kitaptaki cümleler sanki kendi hayatını anlatıyordu. Şiddet,
24:17
ekonomik özgürlük, aterkil düzen, kadının kendi bedeni üzerindeki hakkı.
24:22
Bu kelimeleri ilk kez duyuyordu. Okudukça beynindeki sis perdesi kalkıyordu. Yalnız olmadığını anladı.
24:29
Yaşadığı şeyin kader olmadığını, haksızlık olduğunu öğrendi. O kitap Meryem'in beyninde bir devrim başlattı.
24:36
Artık o sadece çocuklarını kurtarmak isteyen bir anne değil, aynı zamanda kendi varlığının farkına varan bir
24:43
kadındı. Dikiş kursunda öğrendikleriyle paça sökük dikmeye, gömlek daraltmaya,
24:48
etek dikmeye ve elbise tamir etmeye başladı. Kazandığı her para ona biraz daha güç
24:54
veriyordu. Her kuruş onun özgürlük biletine atılan bir imzaydı. Artık planı
25:00
daha netti. Sadece kaçmayacak, aynı zamanda boşanacaktı.
25:06
Bu adamdan, onun soyadından, onun hayatına kattığı karanlıktan tamamen
25:11
kurtulacaktı. İçinden kendine söz verdi. "Ben kimsenin malı ya da eşyası değilim. Tek başıma
25:18
ayağa kalkacağım." Çocukları büyüyordu. Büyükoğlu babasının şiddetinden dolayı
25:23
içine kapanmış, kekelemeye başlamıştı. Küçükoğlu ise sinirli, öfkeli bir çocuk
25:29
olmuştu. Evdeki şiddet onların da ruhunu zehirliyordu.
25:34
Rafet Meryem'in değiştiğini hissediyordu. Artık eskisi gibi korkmuyor, dayak yerken bile gözlerinin
25:41
içine dik dik bakıyordu. Bu Rafet'i daha da çıldırtıyordu. Şiddetin dozu arttı.
25:48
Bir gece yine o gecelerden biri yaşandı. Rafet Büyükoğluna sadece evde koştuğu
25:54
için fütursuzca saldırdı. Çocuk korkudan altına kaçırdı. Rafet daha da öfkelendi.
26:01
Meryem o an karar verdi. O gece son geceydi. Yarın bu evden gidecekti. Ne
26:07
kadar parası varsa o kadarla gidecekti. Sabahı zor etti. Rafet evden çıkar
26:13
çıkmaz çocuklarını uyandırdı. "Gidiyoruz." dedi. Sakladığı tüm parayı topladı. Bir bohçaya sadece çocukların
26:20
kıyafetlerini ve o kitabı koydu. Kapıdan çıktığında arkasına bile bakmadı.
26:26
Doğruca kasabanın karakoluna gitti. İçeri girdiğinde titriyordu ama sesi kararlıydı. "Ben kocamdan şikayetçiyim."
26:34
dedi. "Beni ve çocuklarımı dövüyor. Beni öldürmesinden korkuyorum." Bu Meryem'in
26:41
özgürlüğe attığı ilk adımdı. Karakolun içi Meryem'in evinden daha soğuktu. Masada oturan polis memuru
26:48
Meryem'i baştan aşağı süzdü. Yüzündeki morluklar, çocukların korkusu her şeyi anlatıyordu. Meryem ilk kez hayatını,
26:56
yaşadığı şiddeti resmi birine anlatıyordu. Sesi titreyerek başladı ama anlattıkça güçlendi. Oğlunun moraran
27:03
ayaklarını, yediği dayakları, Rafet'in tehditlerini tek tek anlattı." ifadesi
27:08
alındı. Ona bir uzaklaştırma kararı çıkarttılar. Ama polis memuru ona acı
27:14
gerçeği de söyledi. Hanım, bu kağıt onu sadece bir süre uzak tutar. Seni
27:19
korumaz. Gidecek yerin var mı? Meryem'in gidecek yeri yoktu. Babasının evine
27:25
dönemezdi. Arkadaşının evine sığınsa Rafet orayı da bulurdu. "Boşanmak istiyorum." dedi Meryem. Bana yardım
27:33
edin. Karakoldaki polisler Meryem'le yakından ilgilendiler. Onu tanıdıkları bir avukata yönlendirdiler. Meryem
27:40
biriktirdiği o azıcık parayla boşanma davasını açtı. Haber Rafet'e ulaştığında
27:46
kasaba küçük olduğu için hemen yankılandı. Rafet çıldırdı. Meryem'i
27:52
sokakta buldu. Uzaklaştırma kararına rağmen Meryem'in yolunu kesti. "Sen ne
27:57
yaptığını sanıyorsun di" diye bağırdı. "Beni boşayamazsın. O davayı geri çekeceksin. Yoksa seni de o çocukları da
28:05
yaşatmam. Benim namusumu kirlettin." dedi. Meryem ilk defa korkmadı.
28:10
Gözlerinin içine baktı. "Senden boşanacağım." dedi. "Arık senin karın
28:16
değilim." Rafet ona saldırmak için elini kaldırdı. Ama Meryem'in o çelik gibi
28:21
bakışları onu durdurdu. Meryem arkasını dönüp yürüdü. Çocuklarını alıp o gün
28:28
tanıştığı avukatın yardımıyla geçici olarak bir eve yerleştirildi. Mahkeme süreci bir cehennemdi. Rafet
28:36
mahkemede Meryem'i suçladı. "Beni aldattı." dedi. Çocuklarıma bakmadı.
28:42
Dedi. Asıl o bana saldırdı. Dedi. Ama Meryem'in yüzündeki izler, oğlunun
28:49
doktor raporu ve Meryem'in kararlı duruşu hakimi ikna etmeye yetti.
28:55
şiddeti kanıtlanmıştı. Mahkeme boşanmalarına karar verdi. Çocukların velayeti Meryem'e verildi ve
29:02
Meryem'le çocuklarının can güvenlikleri için bir sığınma evine yerleştirilmesine
29:07
karar verildi. Meryem için bu bir zaferdi. Yıllar süren esaret resmi
29:13
olarak bitmişti ama Rafet'in yenilgiyi kabul etmeye niyeti yoktu. Mahkemenin
29:18
görevlendirdiği bir memurla birlikte Meryem o nemli karanlık eve son kez gitti. Çocukların kalan eşyalarını,
29:25
kışlık kıyafetlerini alacaktı. Karakoldan aldıkları karar, Rafet'in o saatte evde olmaması gerektiğini
29:32
söylüyordu. Kapıya geldiler. Meryem elini anahtara uzattı. Tam o sırada
29:39
küçükoğlu aniden annesinin eteğini çekiştirdi. Çocuk dehşet içinde pencereye bakıyordu. "Anne!" diye
29:45
fısıldadı. "Anne! Ne olur içeri girmeyelim. Babam içeride. Pencereden gördüm." Meryem dona kaldı. Gözlerini
29:53
pencereye çevirdi. Bir anlığına içeride bir gölge gördü. Oğlunun hislerine
29:59
güvendi. Çocuğun sesi içine doğmuş gibi bir felaketi haber veriyordu.
30:05
"Geri dönün." dedi yanındaki memura. "Hemen gidelim." Hızla kapıdan uzaklaştılar. Tam sokağın köşesini
30:12
dönerken o evin penceresi gürültüyle açıldı. Rafet pencereden yarı beline
30:18
kadar sarkmıştı. Elinde bir bıçak parlıyordu. Onları görmüştü. Meryem diye
30:25
bağırdı. Sesi tüm sokağa inletti. Geri döndünüz demek. İçeri girseydin tahtalı
30:31
köyü boylayacaktın ama seninle işin bitmedi. Rafet nefretle bağırdı. Bu işi
30:37
ancak kara toprak temizler. Meryem o anladı. O eve girseydi, oğlu
30:43
onu uyarmasaydı şu an hayatta olmayacaktı. Rafet onu bu hayattan koparmak için
30:49
içeride pusu kurmuştu. Çocuklarına sarıldı. Titriyordu ama korkudan değil,
30:55
yaşadığı şoktan ve öfkeden. Rafet'e baktı. Gözlerini bir an bile kaçırmadı.
31:02
Artık o evden alınacak hiçbir şey kalmamıştı. Meryem'de korku yoktur artık. Yüzünü çevirdi ve çocuklarıyla
31:10
birlikte sığınma evine giden yolda yürümeye başladı. Rafet'in tehditleri arkasında yankılanırken Meryem sadece
31:18
ileriye bakıyordu. Artık kendi ayakları üzerinde durabilen korkmayan bir kadın vardı ve bu kadını kara toprak bile
31:25
durduramayacaktı. Sığınma evi Meryem ve oğulları için bir
31:30
limandı. Dört duvar arasında kilitli kapıların ardında Meryem yıllar sonra
31:37
ilk kez bir gece kara toprak korkusu olmadan uyudu. Oğulları da babalarının
31:43
adımlarının sesini duymadan, kabus görmeden geçirdiler ilk gecelerini. Ama
31:49
bu liman geçiciydi. Meryem hayatını burada sürdüremezdi.
31:54
Sığınma evinde geçirdiği günlerde dikiş makinesinin başına oturdu. Diğer
32:00
kadınlara dikiş dikti. sığınma evinin perdelerini onardı. Eli iş tutuyordu ve
32:05
bu onun en büyük sermayesiydi. Orada tanıştığı sosyal hizmet uzmanları
32:11
Meryem'in içindeki gücü gördüler. Ona küçük bir iş kurması için mikrokredi buldular. Meryem sığınma evinden
32:18
ayrıldığında elinde küçük bir sermaye, iki oğlu ve o kitap vardı. Kasabanın
32:24
küçük bir sokağında tek odalı bir dükkan kiraladı. İçine ikinci el bir dikiş
32:29
makinesi aldı. Terzi Meryem yazan küçük bir tabela astı kapısına. İlk başlarda
32:35
kimse gelmedi ama Meryem yılmadı. Sabahları dükkanı açıyor, akşamları
32:41
evlere temizliğe gidiyordu. Çocukları okuldayken o çalışıyor, akşamları onlara
32:47
ders çalıştırıyordu. Yavaş yavaş dikişinin ne kadar düzgün olduğu kasabada duyulmaya başladı. Paça
32:54
sökükleriyle başlayan iş elbise dikimine, gelinlik tadilatına kadar uzandı.
33:00
Meryem artık sadece bir terzi değil, aynı zamanda kasabadaki diğer kadınlara
33:06
da ilham veren bir kadın haline geliyordu. Yıllar geçti. Meryem'in saçlarına aklar
33:13
düştü. O küçük tek odalı dükkan artık ona yetmemeye başladı. Biriktirdiği
33:20
parayla dükkanın yanındaki boş depoyu da kiraladı. Bir makine daha aldı. Yanına
33:27
sığınma evinden tanıştığı bir kadını işe aldı. Oğulları büyüdü. Babalarından
33:32
gördükleri şiddetin izleri hala tazeydi. Büyükoğlu içine kapanıktı. Küçüğü
33:39
öfkeliydi. Meryem kazandığı parayı sadece eve değil, çocuklarının ruhsal yaralarını
33:45
sarmak içinde harcadı. Onları psikoloğa götürdü. İlk defa bir aile olarak
33:51
konuşmayı öğrendiler. Acılarını, korkularını paylaştılar. yaraları yavaş yavaş kabuk bağlamaya
33:58
başladı. Rafet mi? Rafet Meryem'i tehdit etmeye devam etti. Birkaç kez sokağını kolladı
34:06
ama Meryem'in artık yalnız olmadığını gördü. Meryem'in yanında çalışan kadınlar, onu koruyan esnaf, ona saygı
34:14
duyan bir çevre vardı. Rafet o çevreyi aşamadı. Yıllar içinde alkolün ve
34:20
öfkenin içinde eriyip gitti. kasabanın kahvehanesinde unutulmuş bir gölgeye dönüştü. Babası Halilse yaşlanmıştı.
34:28
Gücünü kaybetmişti. Meryem'in başarısını uzaktan öfkeyle izledi. Bir gün borç
34:34
istemek için kızının o büyümüş dükkanının kapısına geldi. Meryem onu içeri almadı. Kapıda durdu. Babasının o
34:41
soğuk, acımasız gözlerine baktı. Artık o gözler acizdi. Meryem ona bir miktar
34:48
para uzattı. Sadaka değil. Bir ders bu.
34:53
Dedi. Yıllar önce benden aldıklarının son taksiti. Halil parayı alıp sessizce
34:59
uzaklaştı. Bugün Meryem o küçük terzi atölyesinde değil. O kendine ait 12
35:06
kişinin çalıştığı bir tekstil atölyesinin sahibi. Kendi tasarımlarını yapıyor, İstanbul'daki mağazalara mal
35:12
gönderiyor. Sadece kendi parasını kazanmıyor. Aynı zamanda 12 kadına daha
35:17
istihdam sağlıyor. Kendine ait bahçesinde çiçekler yetiştirdiği bir evi var. Oğulları üniversiteyi bitirmiş,
35:25
kendi hayatlarını kurmuşlar. Hala yaraları var. Ama artık o yaralar
35:30
onların kimliğini belirlemiyor. Meryem her sabah atölyesine gelir.
35:37
Makinelerin sesini dinler. Bu ses onun zaferinin marşıdır. Bazen geçmişi
35:44
düşünür. Babasını ve kocasını. İçinde hala bir öfke var. Geçen onca yıla
35:50
rağmen sönmeyen bir ateş. Bir sabah atölyesinin penceresinden dışarı
35:56
bakarken o iki adamın sefil halini düşündü. İçinden fısıldadı.
36:03
"Ben bitti demeden hiçbir şey bitmeyecek. Kapımda köle olacaksınız."
36:08
Bu bir intikam yemini değil. Hayatta kalanın gücünü gösteren bir sözdü. Onlar
36:14
Meryem'in gücünün gölgesinde köle olmuşlardı bile. Meryem artık kimsenin
36:20
kızı, kimsenin karısı değildi. O artık kendi adıyla ve kendi gücüyle var
36:26
oluyordu. O Meryem'di. Kendi hikayesini kendi yazan kadın.
36:32
O akşam bahçesindeki evinde eline yıllardır sakladığı günlüğünü aldı. O
36:38
günlüğü sığınma evinde tutmaya başlamıştı. İlk sayfaları gözyaşıyla ıslanmıştı. Son sayfaları ise umutla
36:46
doluydu. Kalemi eline aldı ve günlüğünün son sayfasına yıllar süren bir
36:52
mücadelenin özetini yazdı. Sadece bir cümle. Ben artık özgür bir serçeğim.
36:59
Evet sevgili dostlar, Meryem'in o inanılmaz mücadelesine hep birlikte şahit olduk. Babasının evinde başlayan
37:07
esaretten kurtuluş sandığı kocasının evindeki cehenneme insanın içini acıtan
37:13
bir hayat hikayesi. Ama en önemlisi bir annenin çocukları için neleri göze
37:18
alabileceğini, küçücük bir dikiş makinesiyle bir kadının hayatını nasıl yeniden dokuyabileceğini gördük. Meryem
37:26
o gün oğlunun anne girmeyelim. Babam içeride dediği an aslında yeniden doğdu.
37:31
Korkusunu yendi ve özgür bir serçe olmak için uçtu. Peki siz Meryem'in bu
37:37
hikayesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Onun verdiği kararları, gösterdiği cesareti nasıl buldunuz ve siz
37:44
olsaydınız ne yapardınız? Ya da siz de Meryem gibi özgür bir serçe misiniz bu hayatta? Eğer öyle değilse bile tez
37:51
zamanda kendi kanatlarınızla uçmanız, özgür bir serçe olmanız dileğiyle.
37:57
Sevgili dostlar, bizleri hangi ülkeden ve hangi şehirden takip ettiğinizi,
38:02
hikayemizle ilgili görüşlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlarda mutlaka yazın, olur mu? Bir sonraki yaşanmış
38:10
gerçek hikayede görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Hoşça kalın sevgili
38:15
dostlar. [Müzik]
38:29
Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına abone olmayı ve videoyu beğenmeyi ihmal etme. Evet.
#People & Society

